Blogger Ana Sayfa İletişim Adresi Abonelik

30 Mart 2008 Pazar

Aysun Kayaci ve Medya

Doğru kullanıldığında en büyük eğitim ve bilgilendirme aracı "Medya" değilmidir.Durmadan eğitimsizlikten bahsedilip duruluyor iki haftadır medyada öğrenim durumu üniversite düzeyinde
ama eğitim durumu tartışmaya açık olan kişilerin bir şekilde medya fırsatını kullanarak söyledikleri sözler dehşet vericidir.

Fırsat buldukça tartışma programlarını takip etmeye çalışıyorum.Çok olmadı geçen hafta 32.Gün Programında geçen bir konuşma üzerine bir yazı yazmıştım.Bir iki gün önce NTV’de yayınlanan Haydi Gel Bizimle Ol programında'da benzer söylemleri görünce işin renginin farklı olduğu ortaya çıkmaya başlıyor.

Programın formatı kendi alanında ünlü ve başarılı dört kadının çağırdıkları konukları ve gündem hakkında konuşmaları Programdaki dört kadından biri olan Aysun Kayacı'nın söylemiş olduğu bu sözler,

"Ben vergi veriyorum niye vergisini vermeyen, ‘dağdaki çoban’la benim oyum eşit mesela. Niye? Hiç vergisini vermeyen biriyle niye benim oyum eşit. O benim kadar duyarlı benim kadar sorumluluk sahibi bir şekilde yaklaşıyor mu acaba?”

"Gecekondu diken, sonradan belediyelerin diploma dağıtır gibi tapularını dağıttığı gecekondu dikenle, kaçak elektrik kullananla ki bu yüzbinleri buluyor türkiye'de; vergi kaçıranla niçin benim oyum eşit acaba?"

daha önce de buna benzer bir söylem üniversite öğrencileri tarafından 32.Günde tekrarlanmıştı.

Benim dikkatimi çeken kısım bu sözlerin bir şekilde dilde pelensek halini almış olmasıdır.Olaylar bir çok yönden bakabilirsiniz azınlığın çoğunluğa hükmetme çabası diyebilirsiniz.Veya elitist insanların düşünce yapısını kusması şeklinde de yorumlanabilinir ama asıl olay bu değil bu kalıplaşmış söz öbeklerinin her fırsatta bir şekilde kusma şeklinde dışa yansımasıdır.

Birinci kısım Vergi

Şimdi bu cümleler sarf edilirken sanki sadece belirli bir gelire sahip kişilerin vergi veriliyor şeklinde algılanıyor.Çoğu şeyde vergi ödeniyor zaten taşıt vergisi,özel iletişim vergisi, katma değer vergisi ve belirli bir mal varlığına sahip olanlardan alınan "Gelir Vergisi" devlete ödeniyor.Cebinde parası olan herkes bir şekilde vergi ödemiş oluyor.

İkinci kısım Oy Kullanma

Oy kullanma hakkı Anayasada belirtilen 18 yaşını doldurmuş oy kullanmasını engeleyecek yasal bir engeli bulunmayan her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının hakkı olan yasalarca korunmuş bir haktır.

Üçüncü kısım Kaçak Elektrik

Devlet olarak fakirlik çeken halkının sorunlarını çözemez isen o halkının kaçak elektrik ve benzeri şeylere teşvik etmiş oluyorsun sorunun cevabı devletin o halkı cezalandırarak bir çözüm üretmek yerine o soruna yol açan etkenleri ortadan kaldırarak bu tarz hırsızlık sorunununu engeller.

Dördüncü kısım Vergi Kaçakçılığı

Devlet olarak gerekli adil düzenlemeleri yapmaz isen adaletsiz vergi oranları uygularsan vergi kaçakçılığı gibi bir sorun ortaya çıkabiliyor.Gerekli düzenlemeler yapılarak vergi kaçıranları yakalayıp cezalandırarak bir şekilde önleyebilirsin




Yani olay Aysun Kayacının söylediği sözler değildir oynanan bir tiyatro var ve bu tiyatroda ülkedeki manevi değerler ile oynanıyor.

Seçim sistemi yanlış diyebilirsin seçim sistemindeki baraj engeli yüzünden temsiliyet sorunu yaşıyorum diyebilirsin.İktidardaki parti beni yeterince temsil etmiyor diyebilirsin eğer halk istenildiği gibi yönetilemediğini gördüğünde o partiyi bir şekilde sandıkta cezalandırıyor.

Normalde bu söylemleri anlayışla karşılayıp düşünceye saygı duyup geçiştirilebilinir ama olay öyle değil ayak takımı denilen ve %47 oy alan parti AKP oy veren 16 milyon kişi yani AKP hükümeti olmasa XXP şeklinde bir parti olsa yine aynı tavır sergilenecek.Bu söylemleri yapanlar bu cesareti gösteriyorlar ama açık açık ben CHP yi istiyorum onun dışında hangi parti gelirse gelsin ayak takımıdır söylemini söyleyemiyorlar.

Bu kişiler ayak takımı denilen kişilere okul yaptırınca eğitim gönüllüsü halkı düşünen yardımsever kişi olarak tanınacak ama aynı fakir halktan insan kömür yardımı aldığında ve oyunu AKP ye verdiğinde ayak takımı olacak.

Daha önce de söylemiştim İş Bankasının yaklaşık %30 hissesi CHP'ye aittir.İşBankasının yıllık karının bir bölümünü halka yardım şeklinde dağıtsa CHP'nin oyu %40 olmaması hiç bir neden yoktur.

Ama işin rengi öyle değil...

28 Mart 2008 Cuma

Youtube

Genelde uyku ile uyanmak arasında başlar kabuslarım.Eğer o gün kabus veya ona benzer birşey görmemiş isem günüm güzel geçer.

Bugün güzel başladım gibi güne uyandığımda ilk önce youtube sansürü kaldırılmıştı.Sırf engel kalktı diye birkaç saatimi youtube sitesinde o video senin bu video benim diye izlemekten zamanın nasıl geçtiğini anlayamadım.


Evet güzel bir uzlaşma örneği yaşanıyor.Bir başka gün bir bakmışsın uyandığında diğer sansüre uğrayan sitelerin açılması ve doğru dürüst düzenlemeler ile belirli bir seviyenin yakalandığını gördüğümüzde işte o zaman sevinç gözyaşlarımız yanaklarımızdan akıp rüzgara karışacak.

Artık doya doya dizileri,klipleri videoları izleyebileceğiz...



Günün en çok izlenen kliplerinden biri ben beğendim.


25 Mart 2008 Salı

Sıradanlık

Son zamanlarda ne içtiğim çaydan keyif alıyorum ne izlediğim filmden böyle acayip sıradan tek düze geçip gidiyor günlerim.Daha önceleri de böyleydi ama hiç değilse zamanımın büyük çoğunluğu keyifli geçiyordu televizyonu açıyorum sıradan güdük konular,tartışmalar,gruplaşmlar.

Mesela bugün "Neden" programı izlerken bu sıradanlık ve keyfiyetsizlik iyice belirginleşti.Konu programın kalitesiyle ilgili değil veya programa katılan konuklar ile de alakalı değil sorun on sene önce de buna benzer konular konuşuluyordu o zaman isimler farklıydı o kadar.

Bu klişeleşmiş lafların dönüp dolaşıp tekrardan ortaya konması sıradan sabit önceden cevapları verilmiş soruların dönüp dolaştığı programlar ve kişiler inandırıcılığını yitiriyor.

Son on yıldır sınıfsal mücadele belirginleştikçe çıkan kavgaların boyutları ve şekilleri değişiyor.Kendini geliştiren ve eğiten bireyler geri kalmış sabit fikirli bir şekilde hala söz sahibi olan bireylerin yerlerini alma isteği arttıkça ve uygulamaya konuldukça kavganın boyutu büyüyor.

Devamlı bir ötekileştirme çabası bunun vurgulanması sonrasında eğitimsizlikten dem vurulması şikayet edilmesi bu eğitimsizliği üniversite bitirip bitirmemek ile ilintilemelerinin sonucudur bunlar.

Herşey birbirine karıştırılmaya çalışılıyor yapılan yorumlar yazılan yazılar işin neresinden tutarsak tutalım ne yazarsak yazalım bu gündemde olan gelişen olaylar hakkında eksik ve yetersiz birşeyler yapılmış olunur.Güzel bir yazı yazılmış burada okumanızı tavsiye ederim.

Google Custom Hakkında

Blog yazarları için en önemli şeylerin ilk sırasında yazılarının okunması geliyor sonrasında bloğuna yazı yazarak para kazanmak ve sonrasında sitesinin görselliği ve işlevselliği geliyor.Site sahibi içerik eklemeye başlıyor sitesine ve doğal olarak sitesine reklam koymak istiyor .

Türkiyedeki büyük şirketler haricinde site sahiplerine doğrudan reklam sağlayabilecek ve para kazandıracak sistemin istenildiği gibi olmamasından dolayı ilk koyulacak reklam biçimi "Google" hizmetleri şeklinde oluyor.

Google hizmetlerini koyduk sırada bu hizmetlerin site görselliğini ve işlevselliğini bozmamasına geliyor benim de durmadan bloğumda değişiklik yapmamın en büyük sebeplerinden birisi görselliğin ve işlevselliğin uyumunu yakalabilmek için değiştiriyorum.

Google adsense reklamları yanında google arama motorlarını da sitemize veye bloğumuza ekliyorduk ve çeşitli ayarlama seçenekleri ile etkinleştiriyorduk arama motorunun altında kullanıcının seçmesi için webde ara site içinde ara gibi kutucuklar eklemek zorunda kalınıyor ve kullanıcının maksimimum sürede sitede kalması bir şekilde engellenmiş oluyordu.

Çünkü kullanıcı arayacağı bilgiyi bulabilmek için web seçeneğini işaretliyor ve kullanıcı bir şekilde siteden ayrılmış oluyor.Google Custom'un büyük şirketlerden sonra site ve blog sahiplerine açılması ve adsense ile bir bütün oluşturması ve sitenin işlevselliğini bozmadan site içine entegre olabilmesi çok güzel bir gelişmedir.

Google Custom'daki güncellenen yenilikler google custom resmi bloğunda açıklanmış.Google Adsense ile uyumu ile görsellik ve işlevsellik olarak google custom tercih edilecektir diye düşünüyorum.

Peki neler yapılabilinir Google Custom ile

-Google custom ile kurmuş olduğunuz özel arama motorunda ayarlar kısmında sitenizde "aranacak kelimelerin" öncelikle siteniz veya sitelerinizde aranması eğer aranacak kelime sitelerinizde bulunmuyorsa "web" de aranması şeklinde alternatifi ekleyebiliyorsunuz.

-Bu aramaların site işlevini ve uyumunu bozmadan siteniz veya bloğunuza uyumlu bir biçimde sitenizde yayınlanmış olması kullanıcının sitenizden ayrılamamasını sağlıyor.

-Birden fazla siteniz yok ama başka konu hakkında bilgilerin bulunduğu siteleri arama motoruna ekleyerek bir çeşitlilik yapmış olabilirsiniz.

Daha detaylı olacak olursak Örneğin bir yazınızda en sevdiğiniz yemekten bahsediyorsunuz ama sizin bloğunuz yemek ağırlıklı değil bir şekilde okuyucu eklediğiniz arama motorunda bir yemek arama ihtimali olabilir.O yüzden arama motorunu özelleştirirken yemek olarak aranacak siteyi örneğin "Devletşah"sitesini ekleyerek yemek aramalarını devletsah sitesi üzerinden yapmış oluyorsunuz.Gerekli bilgiyi bulursa o siteye gidiyor yoksa webdeki diğer siteler aramada çıkıyor.

Bu özelliğin en önemli yararı özellikle blog yazarlarının bir bütün olmasını ve doğru bilginin en kestirme yoldan kullanıcıya ulaşmasını sağlayabilir.


24 Mart 2008 Pazartesi

Keşke

Keşke Hayat Bu Kadar Karmaşık OlmasaydıBazen hayatımın bir dönümü gözlerimin önüne geliyor ve bakıyorum bir çok kez hata yaptığımın farkına varıyorum ve "keşke" böyle birşeyi yapmasaydım diye iç geçiriyorum.

Sonra hayatımda verdiğim kararları bu kadar derinlemesine sorgulamanın anlamsızlığı geliyor aklıma ve biraz olsun rahatlıyorum.

Mesela bir konu hakkında bir karar vermişim ve o vermiş olduğum karar için şimdi düşündüğümde hatalı bir karar verdiğim izlenimine kapılıyorum ve onu sorguluyorum.

O zaman başka bir karar almış olsaydım belki yine dönüp "keşke" cümlesini yine kurma ihtimali olduğunu bilmek insanı paradoks yaşamasına sebep oluyor.Hayat gereğinden fazla zorluyor bünyemi.

Torrent Kullanimi

Torrent hakkında daha önce birşeyler yazmıştım.Torrent programlarından birini indirip kurduk ve bir kaç torrent sitesinde istediğimiz filmi aradığımıda bir çok seçenek çıkmaya başlıyor.

Bunlardan bazıları dvdrip,cam,ts,tc,divx gibi filmin yanında yazan uzantılar.Kafa karışıklığına yol açmaya başlıyor.Şimdi nedir bu filmlerin yanında bulunan uzantılar ve hangisini seçmem gerekiyor.

Torrentzsitesine girdik ve filmimizi aradık I am Legend filmi için çıkan sonuçlar





Tabloda görüleceği gibi ilk önce filmin adı yazıyor sonra filmin yayınlanma yılı ardından filmin görüntü ve ses kalitesi hakkındaki bilgiler yer alıyor.

Varsa altyazı veya yayınlandığı dili belirtiliyor en son kısım da ise filmin türü ve varsa filmi yayınlayan kişinin kullanıcı adı yer alıyor.


Kötü Kaliteli Format

tc,ts,cam (telecine,telesine,cam): Direk makaradan alınmış kopya olduğunu belirtir.Genelde yeni çıkan el kamerası veya sabit bir kamera ile çekilmiş berbat kalitedeki filmler bu kategoriye girebilir.

Orta Kaliteli Format

vcd:Mpeg-1 teknolojisi kullanılarak hazırlanan formattır.
xvcd ve svcd: Bu formatlarda vcd formatının bir üst modelleridir diyebiliriz.


Kaliteli Format

dvd rip:Dvd'den riplenmiş halidir.
dvd screener:Bu uzantıdaki Dvd filmlerin belirli yerlerinde filmin tanıtım amaçlı olduğu yazısı çıkıyor ve filmin rengi değişiyor.

divx ve xvid:divx ve xvid codeclerinin kullanıldığı belirtiliyor


nuked:Filmde senkron kayması veya hatalı yerlerin olduğunu belirtiyor.
proper ve real proper:Nuked şeklinde çıkan filmlerin hatalarının giderildikten sonra tekrar yayınandığında bu uzantılar kullanılıyor.

ac3,mp3:Filmin ses formatları


Bu aralar en popüler divx release gruplarının başında axxo,klaxxon,fxm,duqa,fxg bunlar geliyor.



Buradaki yazılar bilgi amaçlıdır.


23 Mart 2008 Pazar

Bloga Muzik Player Ekleme

Aslında bloğumda tema,tasarım,kodlama ile ilgili bir şeyler yayınlamak istemiyordum.

Ama sonuçta genel okuyucu kitlesi blog yazarları olduğundan dolayı birde mail olarak şu eklentiyi nasıl yaptın gibi sorulara özelden cevap vermek yerine blog yazarlarının yararına olan şeyleri mail aracılığıyla değil de tüm blog kullanıcılarının yararına olsun diye bloğumda paylaşmak istedim.

Herneyse wordpress kullananlar birkaç eklenti ile çok rahat bir şekilde sevdikleri şarkıları sitelerinden yayınlıyorlardı.

Blogger'da Şarkıları Yayınlamak İçin;


Birinci Kısım Sabit Eklenencek Kod

Öncelikle birinci kural bloğunuzun temasının yedeğini alın sonradan başınız ağrımasın...

Sonra: 1PixelOut.net sitesindeki wordpress için hazırlanan plugini kullanacağız.Download ettiğiniz dosyadan sadece 2 dosyayı kullacağız.

- audio-player.js
- player.swf

Bu iki dosyayı kendi sunucunuza veya başka bir sunucuya upload ediniz. En basiti ve kolay olanı Google Page'de sayfanız varsa onu kullanın yoksa yeni bir üyelik açıp indirmiş olduğunuz klasördeki "audio-player.js" ve "player.swf" dosyalarını sunucuya upload ediniz.

Sonrasında ise Blogger hesabınızdan

1-Bloğunuzda Şablon>Html'yi Düzenle seçeneğini seçtikten sonra "Widget Şablonlarını Genişlet" sekmesini işarerliyoruz.Genişletilmiş seçenek işaretlendikten sonra <-head-> kodundan sonra alttaki javascript kodunu ekliyoruz.

<-script language='JavaScript' src='http://www.birrr.com-a.googlepages.com/audio-player.js'/->


Şablonumuzu kaydediyoruz.

Yukardaki benim kullandığım javascript kodunu da kullanabilirsiniz ama aşırı yüklenme olduğunda şarkılar geç açılma ihtimali olabilir.Öncelikle yukardaki işlemleri yapmanızı tavsiye ederim eğer yapamıyorsanız veya zorlanıyorsanız yukardaki kodu direk ekleyebilirsiniz.

İkinci Kısım Şarkı Eklediğinizde Değiştirmek Zorunda Olduğunuz Kısım

Sonra bloğunuza yazı yazdıktan sonra müzik eklemek isteğinizde aşağıdaki kodu ekliyorsunuz yazılarınıza



Şarkı eklerken yukardaki kodu kullanıyoruz her seferinde ve aynı şekilde upload ettiğimiz şarkılarıda "şarkıadresi.com/şarkı.mp3" olan kısma şarkının ".mp3" uzantılı linki ile değiştiriyoruz.


Önemli Not:Birincisi Kodları bloğunuza ekleyeceğiniz zaman kodların başında bulunan tire (-) işaretlerini kaldırın.

İkincisi kesinlikle şarkı uzantısı ".mp3" olmak zorunda




22 Mart 2008 Cumartesi

Siyasi Holiganizm

Bazen politik konularda boşuna kafa yorduğumu böyle gelmiş böyle gider bu çark dönüp durur diye düşünüyorum.

Takım tutar gibi parti tutulmaya başlandı beriki ve öteki şeklinde kutuplaştırılma çalışmaları sistematik bir şekilde devam ediyor.

İktidara gelmiş bir partiyi beğenmeyebilirsin,partiyi eleştirebilirsin ama holiganlık yapmak takım tutar gibi parti tutmak işin düşündürücü ve kaygı verici tarafıdır.

Malum AK Parti hakkında kapatma davası açıldı ve süreç işliyor.Bu konu hakkında ne kadar atıp tutsam yazılar yazsam boş çünkü sonuçta adalet mekanizması gereğini yerine getirecek suçluysa cezasını verecek masumsa karar bozulacak işte durum burda karmakarışık hal alıyor.


Suçlanan taraf suçu ispat edilene kadar masum değilmidir mahkeme sonuçlanmadan nedir bu peşinen hüküm vermeler anlamış değilim.

En basit örnekle geçen akşam 32.Gün Programında Bilkent Üniveristesinde düzenlenen tartışma programına katılanların büyük çoğunluğu hukuk öğrencisiydi.Ve hemen hemen hepsi peşinen yargılamışlardı.Kafalarında adalet mekanizmasını oluşturmuş ve AKP suçlu ilan edilmişti.Bunu yapan gelecekte savcı,hakim,avukat yani adalet mekanizmasında görev alacak kişilerdi.

Yazık çok yazık hele hangi bölüm olduğunu anlayamadığım bir öğrenci tarafından söylenen sözler ise işin nerelere gelebildiği ve gelebileceği konusunda insanı dehşete düşürüyor.Öğrencinin söylediği bir köylü ile eğitim almış birinin oylarının bir tutulamıyacağını yani benim oyum daha değerli daha önemli vurgusu yapılmış ardından işin boyutu doğu batı ayrımcılığına kaydırılmış ve sonrasında olay toparlanmaya çalışılsada olanlar olmuştur.


Evet siyasi holiganizm yapanlar cezalandırılmadığı ve yeterli eğitim verilmediği sürece bu süreçler böyle devam edip gider.Şu unutulmasın üniversite bitirmiş olmak eğitim aldığını göstermez.


19 Mart 2008 Çarşamba

Bahar Yorgunluğu

Baharda Açan ÇiçeklerSon günlerde içimden yazı yazmak gelmiyor.Yazıyorum birşeyler sonrasında yazdığım yazıları beğenmiyorum kaydedip başka uğraşlara geçiyorum.

Dikkat ettim de ne zaman yazı yazmasam bir çok şey kaçırmış oluyorum her neyse umarım bu isteksizlik hava değişimindendir.

Bol bol film izledim son bir kaç günde haberler,tartışmalar kısacası gündemi takip ettim.İzleyipte beğendiğim filmlerden bir kaç tanesi

1- Weirdsville
2- Dedication
3- The Fountain
4- No Country for Old Men

bunlar.

Gündem ile ilgili düşüncelerimi yazmak istiyorum ama nereden nasıl başlayacağımın kararını veremiyorum.Bir şeyler karalıyorum yazıyorum sonrasında geri siliyorum o kadar girift iç içe geçmiş ki siyasi konular neresinden bakarsanız neresinden yorumalarsanız yorumlayın bir şekilde eksik kalıyor.Şimdilik gündemi takip etmekle yetiniyorum.

Şu bahar yorgunluğunu atayım bir üzerimden kendime gelmeye çalışayım ondan sonra bir şeyler yazabilirim.

Fotoğraf:Victor_Nuno


15 Mart 2008 Cumartesi

Balans Ayarı

Ne yazılır ki bu saaten sonra ay'da bir internet sitesi 10 yılda bir siyasi parti kapatılan bir ülkede ne yazılır ne konuşulur.Ortalama on yılda bir birileri tarafından demokrasiye balans ayarı yapılıyor.Açıkça görülüyor ki halk tarafından seçilemeyenler,darbe yaptıramıyanlar şimdi de bu yolu deniyorlar.

Prof. Dr. Ergun Özbudun: Uzaydan yeni halk getirsinler
En iyi ve sağlam yol, halkı kapatmaktır. Uzaydan halk getirmektir. Bu gerekçelerin hiçbiri hiçbir demokratik devlette parti kapatma nedeni olmaz. Türkiye zaten yarı demokrasiye sahip devlet olarak görülüyor. Bundan sonra nasıl görüleceği malum. Anayasa Mahkemesi'nin böyle bir kapatma kararı verebileceğini sanmıyorum.


Bundan sonra ne olacak AKP kapatılsada kapatılmasada hep aynı kısır döngü içinde tartışmalar devam edecek.Akp kapatılırsa yerine XXP diye bir parti gelecek tıpkı on yıl önce olduğu gibi ve her seferinde daha büyük bir destek alarak geri dönecek.

Bir partinin politikalarını beğenmiyorsan daha iyi siyaset yaparak halkın karşısına çıkarsın ve oy talep edersin bunun kararını halk çok iyi bir şekilde verir.Prof. Dr. Ergun Özbudun Türkiye yarı demokratik bir ülke demiş bence çok bile demiş


10 Mart 2008 Pazartesi

Hdr Fotoğraf Çekme Tekniği

Hdr Fotoğraf TekniğiEğer bir fotoğraf makinesi sahibiyseniz bir süre sonra bu fotoğrafçılık dünyasının derinliklerinde kendinizi buluyorsunuz.

Fotoğraf çekme bir tutkuya dönüyor ve fotoğraf çekmenin teknik kısımlarını öğrenmeye başlıyorsunuz.

Eğer bir de makineniz SLR veya DSLR türünde bir makine ise o zaman daha fazla araştırma,inceleme ve öğrenme sürecinden geçmeniz gerekiyor.

Fotoğraf makineleri,objektifler,bakım,ekipmanlar ve çekim teknikleri gibi bir sürü şey karşınıza çıkıyor.



HDR (High Dynamic Range)

HDR fotoğraf çekebilmek için belli başlı bazı kuralları var.

-Dengesiz ışık kaynağı olmalı(Mesela ters açıda tarihi eser çekmek gibi)
-Mutlaka hareketsizlik olmalı(Uçan kuş,esen rüzgar,hareket eden nesnelerin olduğu yerde HDR yapamazsınız)

Raw ve Jpeg formatta çekim yapan her türlü dijital fotoğraf makinesi ile HDR yapılabilinir.Burada çok güzel anlatılmış hertürlü ince detayına kadar açıklanmış bir de burada anlatılmış

Sanıldığı kadar zor bir şey değil biraz zaman biraz sabır biraz program bilgisi ile HDR tekniği uygulamaktır.Nasıl yemek yapmak için tarifler verilir bu tariflere göre yemekler yapılır sonuçta ne kadar tarif verilirse verilsin yemeği yapan kişinin yeteneği ve yemeğe verdiği lezzet ile ön plana çıkar.Fotoğraf çekmek ve çekim tekniklerini uygulamak da yemek yapmak gibidir.

Photoshop'da HDR Anlatımı-(İngilizce)



Smashingmagazine sitesi'de flickr sitesinde yayınlanan 35 fantastik HDR fotoğrafları sergilemiş

-HDR Anlatımı (İngilizce)
-Hdr Fotoğraf Sitesi
-Japon Hdr Sitesi

9 Mart 2008 Pazar

Elfen Lied

Nihayet 13 bölümlük Elfen Lied çizgi animasyonu izlemeyi bitirdim bölümlerin hepsi elinizde olunca arka arkaya izliyorsunuz.


Elfen Lied animasyonunun girişinde çalan müzik harika bir şey anime çizgi film denilince 0-6 yaş grubuna yönelik bir şey sanılmasın Elfen Lied Türkiyede yayınlansa herhalde 18+ yaş sınırlaması koyarlardı.

Gerçi ben ayrım yapmıyorum elime geçen tüm animeleri izliyorum yapabilirsem arşiv yapıyorum.

Elfen Lied'in hakkında detaylı bilgi almak için yayıncı firmasına buradan ulaşabilirsiniz.Türkçe olarak Elfen Lied hakkında duvarkağıtlarından ,karakter detaylarına kadar buradan ulaşabilirsiniz

Elfen Lied Lilium Extended Version


8 Mart 2008 Cumartesi

Hafta Sonu

Genelde hafta sonları yürüyüş ağırlıklı bir gezi yapıyorum.Bir yerlere kadar toplu taşıma araçları ile gidiyorum sonrasında o anda nereye dolaşmak istersem geziyorum ve bundan daha önce kısmen de olsa bahsetmiştim.

Düzenli olarak yaptığım bu geziler bir kaç haftadır sekteye uğradı dışarıya çıkıp dolaşma gezme isteği yok hava değişimindenmidir başka birşeyden mi bende anlayamadım bu durumu ama bir isteksizlik var onu biliyorum sadece arada kısa mesafe bir yürüyüş yapıyorum bacaklarım açılsın diye o kadar sonra yine evdeyim.

O yüzden evde olunca hafta sonlarında devamlı film izliyorum ve trt 'de izlemeye başladığım bende bağımlılık yaratan çarşamba günü "Kesintisiz Sinema Kuşağı"da anime çizgi filmler izliyorum.

Bende bağımlılık yarattı şimdi de internette anime filmlerini bulmaya çalışıyorum aman benden uyarması eğer bir bulaşırsanız bağımlılık yaratıyor.

Bu arada geçen gün cnntürk kanalı yerinde tnt diye bir kanal çıkmış belki daha önce vardı bilmiyorum normal anten ile çeken kanallardan haberim var sadece cnbce'ye rakip olacağa benziyor.Lost dizisinin reklamları dönüyordu.

7 Mart 2008 Cuma

Bloglardan Para Kazanma

Bir blog yazarı okunmak için neler yapmalı veya yapmamalı devamlı listeler yapılır yayınlanır.

Mesela ben MİM olayını bir türlü sevemedim içi boşaltılmış geliyor sıradan olaylar zincirinin bir halkası olmak istemiyorum.Ama bir şekilde de yazılarımın okunması için birşeyler yapmam gerekiyor

Bloglarından para kazanma olayı blogcuları cin fikirli olmasına yol açıyor.

Geçenlerde bir blog'da yeni bir reklam taktiği görmüştüm para kazanma ve kazandırmanın bir yolu gibi duruyor.


Site sahibi R.S.S feedburner e-postasına üye olan kişilerin ay sonunda Random.org'da rastgele çekiliş ile birinciye 500$ ikiciye ise bir ay süreyle sitesinde kazananın sitesinin 125x125 bannerı yayınlancak vaadi buydu.


Bende bu olayın kesinlik kazanması için bekledim.Şimdi ilk kazananlar açıklanmış şimdi site sahibi neredeyse 1000 kişilik bir okur kitlesine sahip benim anlamadığım bu olayın etik tarafı bir yana Google Adsense sözleşmesine aykırı olup olmadığıdır.Sitede Adsense reklamları kullanılıyor

Eğer aykırı bir durum söz konusu değil ise önümüzdeki günlerde buna benzer olaylar Türkiyede 'de başlayabilir.

Şimdilik blogların ana okuyucu kitlesi yine blogcular oluyor.Buna benzer reklamlar yapılırsa Türkiye'de bloglarda patlama yaşanabilir.

6 Mart 2008 Perşembe

Mutlu Ol Bu Bir Emirdir

Devamlı yasak ve yasaklamalar ile ilgili bir şeyleri yazmak ve bunu dile dolamak berbat bir şey ama bunları dile getirmeyip kafayı kuma gömmek de kısmen de olsa kabullenmek demek oluyor.Yasak olan bireyin özgürlüğünü kısıtlayan herşeye karşıyım.

Hızlı bir değişimin olduğu şu zamanda Nebil Özgentürk'ün hazırladığı, 85 yıllık cumhuriyetin dönüm noktalarının insan öyküleriyle aktarıldığı "Türkiye'nin Hatıra Defteri" adlı 13 bölümlük belgeseller baya konuşulacak anlaşılan.

Sinan Çetin'in Türkiye'nin Hatıra Defteri için çekmiş olduğu 1930'lu yılları anlatan belgeselin fragmanı ise yasaklamaların hangi boyutlarda olduğunu gösteriyor.



Yasaklanan,sansüre uğrayan ister müzik olsun isterse siyasi bir parti,türban,basın,tv ,veya internet ortamı olsun fark etmiyor.Yasaklar ve sansürler her zaman zarar vermiştir.İşin ilginç yanı bu trajikomik yaşanmış gerçekliği şimdi izleyip gülüyoruz.

Video'ya yapılan yorumlar ise baya düşündürücü anlaşılan o ki tüm yasaklamalar ve sansürlemeler kalksa bile insanların düşüncelerindeki sansür ve yasaklamaların kalkması uzuca bir zaman alacak gibi görünüyor.

Alvin ve Sincaplar

Bu çizgi animasyon filmini sırf müziği yüzünden izledim.Her dönem yeni jenerasyonlara yeni çekim teknikleri ile gösterime tekrar giriyor.

Çocukluk zamanlarımda bu çizgi filmini de izliyordum aklımda kalan Alvin,Simon ve Theodore sincap kardeşlerin yaptıkları yaramazlıklar sonucunda başları hep belaya girerdi ve her seferinde bi şarkı çalardı.

Şimdi aklımda kalan ordaki müzik ve çizgi filmin sonunda "Alviiiinnnnnnnnnn!!!!!!!!" diye bağırmasıydı babalarının.


Theodore ismi birde yanılmıyorsam "Cosby Ailesi" deki Bill Cosyb'nin oğlunun adıydı.



Alvin ve Sincap karakterleri 50 yıl önce yaratılmış.

Sincapografi

1958 - “Witch Doctor” piyasaya çıktı

“The Chipmunk Song (Christmas Don't Be Late)” piyasaya çıktı

1959 - “The Chipmunk Song”4 Grammy Ödülü'ne aday gösterildi3'ünü kazandı.

Chipmunks ilk albümlerini çıkardılar: Let's All Sing with the Chipmunks

Chipmunks ilk kezThe Ed Sullivan Show'a konuk oldular

Chipmunk lisanslı ürünleri piyasaya sürüldü

1960 - “Alvin's Harmonica”Grammy ® ödülü aldı

Karakterlerin daha detaylı açıklaması ve sincapografi'leri için buraya bakabilirsiniz

5 Mart 2008 Çarşamba

Uykudan Önce

Artık alışkanlık haline gelmeye başlayan trt'de yayınlanan çarşamba akşamları "kesintisiz sinema kuşağı" için tv başına geçtim.

Televizyonda kanalları dolaşırken bir ara trt 2'de 40.Yıl "Nostalji" diye bir program var 10 dakika sürdü ve trt de o günlerde yayınlanan programları gösteriyordu.


1981 döneminde yayınlanan programlar vardı ilk önce "Adile Naşit"'in sunduğu Uykudan Önce programını gösterdi.

Kuzucuklarım diyerek öğütler veriyordu sonrasında çizgi film yayınlanıyordu hayal-mayal hatırlıyorum sonra trt spikerlerini ve o dönemde yapılan röportajları gösterdi.

İnsanların şikayetleri aynıydı yol,su,elektrik,enflasyon,pahalılık bu sorunları n nostalji olarak hatırlanacağı günler gelse keşke.


Neyse acı tatlı nostalji yaşadıktan sonra ben çizgi animasyon beklerken başka bir film yayınlandı.Üç hafta boyunca ne güzel çizgi animasyon izliyordum bugün daha önce izlemiş olduğum bir film yayınlandı.Bende tv'yi bilgisayarın başına geçtim arada nostalji yaşamak güzel oluyor.

Çin İlkesi

E-Posta adresime rutin bir şekilde dönüp dolaşıp tekrar tekrar gelen e-postalardan bıktım "forward edilerek" toplu gönderim şeklinde 100 kişiye yollanmış yollayan kişi mail listesindeki adreslerin tümüne aynı iletiyi gönderdiğinden dolayı zincirleme bir olay şeklinde bu büyüyor.

Bir şekilde birileri bu e-posta adreslerini reklam amaçlı topluyor sonrasında "spam mail" (istenmeyen e-posta ) göndererek istediğini elde etmiş oluyor.Her zaman nefret etmişimdir sömürünün hertürlüsünden (din,batıl inanç,duygu...) gibi istismarı kolay olan değerleri bu e-postalar aracılığıyla iyice yozlaştırılması.

Kimisi gerçekten inanıyor bu olanlara kimisi de bilinç altında yatan bir dürtü ile gönderiyor.İnsanların duygu,düşünce ve inanç sistemleri beni ilgilendirmiyor.İstediği şekilde hayatını yönlendirebilir belki bu yazıyı okuyup sonrasında e-posta adresine gelen bir iletiyi tüm arkadaşlarına gönderecek içindeki umutsuzluğu çaresizliği belki bu sayede bir şekilde dindirmiş olacak, çünkü insanların hayattaki beklentilerinin değerleri maddi olarak arttıkça ve insanlar bu değerlere ulaşmakta zorlandığını anladığı anda olaylar bu şekilde gelişmeye uygun oluyor.

Ben olayın istismar edilen tarafını vurguluyorum inanıp inanmamak size kalmştır...

İnanmazdım ama o kadar çok kişiden geldi ki korktum .

Çin İlkesi

Bu bir şaka değil. Şansın açılacak !!!

Bir ev satın alabilirsin
ama yuvayı alamazsın

Bir yatak alabilirsin
ama uykuyu alamazsın

Bir saat alabilirsin
ama zamanı alamazsın

Bir kitap alabilirsin
ama bilgiyi alamazsın

Bir mevkiye kavuşabilirsin
ama saygıya değil

Doktora para ödeyebilirsin
ama sağlığa değil

Ruhunu satın alabilirsin
ama hayatını değil

Seksi satın alabilirsin
ama AŞKI değil

Bu Çin ilkesi şans getirir.

Hollanda'da orijinal nüshası saklanıyor.

Bu ilke şimdiye kadar 8 kez dünya üzerinde dolaştırıldı.

Bu ilkeyi edindikten sonra şansın açılacak.

Bu bir şaka değil. Şansın açılacak.

Şansa ihtiyacı olan kimselere bu maili ya da kopyalarını
ulaştır.

Para gönderme çünkü baht satın alınamaz.

Bu mektubu 96 saatten fazla elinde tutma.

Yaşanmış bazı örnekler:

Constantino 1953 senesinde bu mektubu alınca sekreterine 20 adet kopyasını hazırlamasını söyledi:
9 gün sonra piyangodan 9 milyon ikramiye kazandı.



Carlo, memur, bu mektubu aldı ve daha sonra unuttu. Birkaç gün sonra işini kaybetti, sonrasında mektubu zincir şeklinde gönderdi ve şansı açılıverdi.

1967'de Bruno mektubu aldı ve gülerek fırlatıp attı.
Birkaç gün sonra oğlu hastalandı. Mektubu arayıp buldu
ve 20 kopyasını gönderdi; 9 gün sonra oğlunun iyileşmeye
başladığını gözlemledi.

İmzalama, basitçe 20 kopyasını gönder ve birkaç gün içinde
neler olacak diye bekle.

Bu ilkeyi sana gönderiyorum çünkü dünya üzerinde dolanımını sağlamak zorundasın.


20 kopyayı arkadaşlarına, tanıdıklarına gönder.

Birkaç gün içinde iyi haberler alacaksın ve bir sürprizle
karşılaşacaksın..

Kısacası bu bir gerçek, batıl inançlı olmasan bile bu sayfalar iyi şans için gönderildi sana.

Senin iyiliğini isteyen kişilere teşekkür et.

Şans gönderir göndermez gelecektir.

4 gün içinde...

E-Posta adresime gelen maili de buraya koydum bakalım dediği gibi olacakmıymış bu kopyayı herkes okumuş olacak

4 Mart 2008 Salı

Fenerbahçe Çeyrek Finalde

Fenerbahçe'yi bir Galatasaray taraftarı olarak tebrik etmek lazım yaklaşık 3 saat süren bir mücadele sonucunda maçı hakkıyla kazandı.Sevilla'yı eleyerek başta taraftarlarını ve herkesi mutlu etti

Bir Fenerbahçe maçının bu kadar heyecanlı geçeceğini hiç tahmin bile etmezdim üst kat komşumuz neredeyse heyecandan binayı yıkacaktı her pozisyonda zıplamaktan kimse yerinde duramıyordu.


İlk 10 dakikada Fenerbahçenin Şampiyonlar Ligine elveda diyeceğini ve havlu atacağını düşündüm.

Bugün Fenerbahçe Sevillayı eleyerek Çeyrek finale adını yazdırmasıyla gözler Ahmet Çakara çevrilmiş durumda.Ahmet Çakar'ın Fenerbahçe Sevilla'yı elerse bikini giyerim sözleri ekşi sözlük'te tartışılmaya başladı.Hatta bikininin modeline kadar konuşuluyor.Ahmet Çakar şimdi Şansa Bak diye hayıflanıyordur.

2 Mart 2008 Pazar

Blog Düzenleme

Kaç saattir bloğu düzenlemekle uğraştığımı bilmiyorum baya bir zaman geçti.Tükettiğim çay ve kahvenin haddi hesabı yok uykusuzluktan ölüyorum.İki yeni blog ekledim bloğuma birincisi Kullanım Şartları ikincisi de Linkler diye eklemelerde bulundum.

İlerde düzenlemeler kolay olsun ve yeni bir şeyler eklerim diye ayrı ayrı blog üzerine kurdum.Yeni kurduğum blogların blogger şablonlarını daha önce başka bir blogda kullanmak için yapmıştım.

Blogger'dan yeni iki blog açıp sitenin alt domainlerine yönlendirdim.Bir ara domain ayarı yaparken site göçtü neyse ki halletmem fazla uzun sürmedi.Bunları daha önce yapacaktım ama zamanla yaparım diye üzerinde durmadım.

Google Adsense'nin sözleşmesindeki yenilenen maddelerden dolayı bu olayı bugün hallettim.Bloğun büyük bir kısmını halletmiş oldum ince ayrıntıları da zamanla düzenlerim.

Nasıl düzenlediğimi neler yaptığımı neler eklediğimi tek tek anlatmıyacağım bir sürü site ve bloglarda detaylı şekilde anlatıyorlar zaten kelime israfı yapmaya gerek yok.

Bloğu düzenliyorum yeni birşeyler ekliyorum bir bakıyorum bir şey eksik geliyor sonra sil baştan başka bir düzenleme yapmaya başlıyorum.Kararsızlık berbat bir şey en sevmediğim huylarımdan biridir.

1 Mart 2008 Cumartesi

Yarışma Programları ve Başvuru Formları

Televizyonlar'da yeniden ön plana çıkan yarışma programları ShowTv'de Acun Ilıcalı'nın sunduğu Varmısın Yokmusun adlı yarışma programı ile bir anda yarışma programları ilgi odağı haline geldi.Daha önce'de bu konu hakkında biraz bahsetmiştim.

Televizyonların vazgeçilmez kurallarından biri de bir program yapılıyor ise o yayın formatına hemen rakip başka bir program yayın akışına dahil ediliyor.Örneğin Acun Ilıcalı'nın sunmuş olduğu Varmısın Yokmusun yarışma programına rahip olarak StarTv'de Benim Param Senin Paran yarışması devreye sokuldu ama program tutmayınca yayından hemen kaldırıldı.

Yerine StarTv'de şimdi Kenan Işık'ın sunduğu Kim 1 Milyon İsteryarışma programı sunmaya başlamışlar.FoxTv'de Ahmet Çakar'ın sunduğu Şansa Bakprogramına rakip format gecikmedi ve KanalD Erman Toroğlun'u transfer etti.Erman Toroğlunun sunacağı yarışma programı Düello ile bu alandaki açığını kapatmak istiyor.

Yarışma çılgınlığı nereye gidicek bilinmez arz-talep meselesi gibi gözüküyor.Vaad edilen ödüllerin boyutu ise bir başka çılgınlık trilyonlar havada uçuyor.

YARIŞMA PROGRAMLARI ve BAŞVURU FORMLARI


Show Tv
- Varmısın Yokmusun - Acun Ilıcalı Show Tv

Kanal 1
- Süper Aile -Demet Akbağ Kanal 1
- Ateş Böceği Gürgen Öz Kanal 1

Fox Tv
- Şansa Bak - Ahmet Çakar
-Fort Boyart - Evrim Akın

Star Tv
-Kim Bir Milyon İster - Kenan Işık
-Passaparola - Metin Uca
Çarkıfelek Mehmet Ali Erbil
-Fear Factor Extreme - Asuman Krause

Kanal D
-Düello - Erman Toroğlu

Atv
-Şans Yolu - Hasan Kaçan
-Kelimenin Gücü -Kenan Işık


2008 ÖSS ve YDS Sınavı

Liselerin 4 yıla çıkarılmasıyla birlikte bu sene öss sınavına giricek öğrenci sayısında azalma olacağı söyleniyor.Geçen sene yaklaşık olarak 1,6 milyon öğrencinin girmiş olduğu sınava bu sene 1,2 milyon öğrencinin gireceği tahmin ediliyor.

Daha önce Üniversite sınav sistemi değişecek ÖSS kalkacak yerine YÖGES sınav sistemi gelecek demiştim daha onunla ilgili Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (OSYM)bir şey açıklamadı.

Öğrenci Seçme Sınavı (ÖSS) ile Meslek Yüksekokullarına sınavsız geçiş için başvurular, 3 Mart Pazartesi günü başlıyacak ve 7 Nisan 2008 tarihine kadar başvurular yapılabilecek.

Aynı şekilde Yabancı Dil Sınavı (YDS) için de başvurular aynı tarihler arasında alınacak.Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (OSYM)ÖSS sınavı için kayıt ücreti 40YTL YDS için kayıt ücreti ise 50YTL olarak duyurdu

Related Posts with Thumbnails
 
Go To Top