Blogger Ana Sayfa İletişim Adresi Abonelik

2 Nisan 2009 Perşembe

Seçim

Bir kez daha gösterdi ki nasıl saçma sapan bir seçim sistemine sahip olduğumuz kabak gibi ortaya çıkmış durumdadır.Bu seçim sistemi değişmediği sürece doğru dürüst bir seçim sisteminin temeli kurulmadığı sürece bu kavgalar gürültüler patırtılar saçma sapan muhabbetler devam edecektir.Gerçi seçim sistemi değişse de bu kafa yapısı aynı kaldığı sürece gettolaşmayı hızlandıran ırkçı düşünce yapısı aynı kaldığı sürece değişen bir şey olmayacaktır.

Düşünün bir seçim oluyor seçimden önce seçim tahmini yapan tüm araştırma şirketleri çuvallıyor.Gelişmiş bir ülkede böyle %10 gibi bir yanılma payına sahip şirketlerin kapısına anında kilit vururlar bizde tam tersi oluyor.


İktidarda ki parti tüm kaleleri ele geçireceğiz dediği gün o kaleleri kaybetmişti ve aynen öyle o şekilde gerçekleşti sanırsınız ki iktidar partisi bundan ders çıkarır bir dahaki seçim sürecine kadar bu yaptıkları hataları telafi etme yönünde adımlar atar bunun bir savaş değil seçim olduğunun farkına varır olmuyor ne yazık ki dakka bir gol bir sayın bakan Cemil Çiçek DTP’nin Doğu’daki seçim başarısını


“Türkiye’nin belirli bir bölgesinde DTP’den başka parti kalmadı. Iğdır’ı da aldılar, yani Ermenistan sınırındalar”

şeklinde bir açıklaması ile eski tas eski hamam olacağının sinyallerini veriyor.


Hükümetin sözcüsü böyle söylüyorsa daha ne denir ki bu düşünce yapısındaki insanların devletin en tepe noktasında olması şaka gibi


Halkın iradesine güvenilmiyorsa seçim falan yapmayın doğudaki illeri valilikler falan yönetsin ne gerek var bu kadar masrafa üstüne bir de kaybetme stresi falan yaşanacak

İktidar da yenilenme şart bu dikenler temizlenmez ise AKP bu günlerini mumla arar

Şaka Gibi

Ekşi Sözlük de fazıl say'ın deniz baykal'a mektubu başlığını görünce önce 1 Nisan şakası gibi bir şey sandım.Ne söylense boş varsayılan böyle bir mektubun neresinden tutarsanız elinizde kalıyor.Her seçim sonrası Deniz Baykal'ın CHP'den ayrılması müzmin muhalefetlik koltuğundaki başkanlığını bırakması için yoğun bir çalışma yapılıyor ama her seferinde Deniz Baykal yerini bir şekilde koruyor.


mustafa kemal atatürk,bugün bu saatte yaşıyor olsaydı, muhtemelen: "akdeniz'deki ordular!!ilk hedefiniz, anadoludur! ileri!!!"emrini verirdi...
ülkenin deniz kenarındaki hemen hemen bütün şehirleri akp'nin elinden geri alındı dünkü seçimde...
ege, akdeniz tamamen...
karadeniz'in ve marmara'nın da çoğu...
büyük kısmı chp de toplanarak...
batı anadolu . (izmir mesela) kilitlenmiş durumda...ezici bir üstünlükle.
güneydoğu,
kürtler,...
çok haklı olarak dtp de karar kıldılar..
onlarınki de ezici üstünlük...
orta ve doğu anadolu ve tabiki ankara ve istanbul'un milyonlarca nüfuslu varoşları ,
iktidar partisi akp de...
bu da %39 demekmiş tam olarak...
ak parti'yi zor bir 3 yil bekliyor..
ama unutmayın: tayyip erdoğan usta bir liderdir..
en azından bu elindeki %39 u asla kaybetmiyecektir,
ve siz gelip %39 dan fazlasını almadığınız sürece de
biz burada boşuna dil döküyor olacağızdır...
ülkenin batısı yunanistan
doğusu afganistan gibi...
insanları da öyle...
atatürk:"ben halkı niye dinleyeyim? halk beni dinlesin!" diyen, cesur tip bir liderdi...
bu ama,"tarihe not düşen" büyük liderlerin uslubudur..
kendisinden sonra
öyle bir lider gelmedi...
büyük bir bağlama üstadı olan arif sağ'ın:
"ben sazımı ne dinleyeyim? sazım beni dinlesin!"
demesi gibi...
aynı şekilde,arif sağ'dan daha iyi bağlama çalan henüz yok...
ludwig van beethoven ,sağırlığında bile bütün insanlığa kendini dinletmekte...
niye???
deniz bey,
" toplanalım psikolojisi"nde size destek vermekteyiz...
"bölünmeyelim,ufalmayalım,ezilmeyelim, mahvolmayalım" psikolojisi...
ne sizin parti başkanlığınız,
ne kemal kılıçdaroğlu'nun istanbul liderliği ,
umurumuzda değildi ...
derdimiz endişelerimizdi...
ve onlar hala varlar...
kılıçdaroğlu'nun dürüstlüğü...
düşünün ki bir sezen aksu var,
sürekli tarkan ve ajda pekkan'ı eleştiriyor,
"kirli söylüyorlar" diyor(yolsuzluk yapıyorlar der gibi misali örnek),
"dürüst değiller" diyor (playback yapar onlar der gibi keza) vesaire...
ama eninde sonunda halk da sezen aksu'ya soracaktır:
"peki ya sen ne yaptın?" diye...
biz de sadece beklemedeydik,
kılıçdaroğlu kazansaydı neler yapacaktı diye...
yöntemi ama: "müthiş bir şey" değildi! hem de hiç değildi...
zaten kazanamadı da...
yazık oldu, görmek isterdik,
"gelse ne yapardı?"yı...
sayın baykal,
eskişehir,ordu ve istanbul-şişli'nin laik oy olmasına ,
ama seçim haritasındaki renginin farklı olmasına
üzülmediniz mi siz??
artık ne zaman türkiye'nin sol-laik oy bölünmesinden kurtulacağız??
ne zaman??
1980'ler ve 90'lar da kaç kere fırsat tepildi bu sebepten???...
sırf bu bile "huzursuzluk"...
hepimizde...
ben eskişehirli olsam mesela :
şehrimde mucizeler yaratmiş bir büyükerşen'den asla vazgeçmem.
ama türkiye genelinde dsp'nin %2 oy alacağını da bilerek...
hazin bu... sorumlusu sizsiniz...
anadolu şehirlerinde ise endişeler iyice artmakta,
elazığ??
sivas?? (aşik veysel'in sivas'ı...
uzun ince bir çıkmaz sokaktayım!!
benim sadık yarim %2 chp!!)
laiklik tamamen unutulmuş durumda...
neden???
akp'nin yoğun olduğu yerler özellikle...
kadınlarımız etekle dolaşamıyor,
marketlerde bira bile satılmıyor,
bilim ve sanat zaten yok...
tarikatlar çoktan almış başını gitmiş,
dinci siyaset başa geçmiş...
neden???
neden karşı siyaset üretilmemiş???
neden sahaya çıkılıp bu mücadele verilmemiş??
neden??
var mı iktisadi açılımlarınız??
bu şehirlerin insanlarına hitap etmek konusunda?
eğer yoksa, chp'nin başına ,sizin yerinize, "iktisadi ve gercekçi fikirleri-projeleri olan" birisini istiyoruz.
açık ve net...
çünkü ülkemizin de, hayatlarımızında, en kritik , en belirleyici yıllarndayız...
varsa fikirler,
ne ala ,
uygulamaya geçilmesini hemen isteriz...
deniz bey,
mevzubahis konusu olan şey yaklaşik 2o-3o milyon insanın endişeleridir..
ve bu endişeler gerçekten ciddi boyuttadır...
bu şaka bir rakam değildir...
3o milyon :
3 kere macaristan,
5 kere isviçre
16 kere estonya eder...
bu muhim bir güçtür...
ve bizler ,atılım görmek istiyoruz...
ötekileşmekten kurtulmak,
ergenekon vs gibi paranoyalardan
ve şeriat gibi travmalardan çıkmak ,
normal bir ülkede mutlu bir şekilde yaşamak istiyoruz...
türkiye'nin öteki yüzü de aynı şeyleri istiyor elbet...
var mı ikisini toparlayacak gerçekçi bir iktisadi fikir???
piyano ile "ney" fevkalade güzel beraber müzik yapabilir deniz bey...
yeter ki beste iyi olsun...
ve buradaki iyiden kasıt ,
iki enstrumanı da cok iyi tanımaktan geçer...
piyano ile ney beraber müzik yaparken,
nelere dikkat edilmesi gerektiğini bilmekten geçer...
ortaya bir ilk çıkabilir
ve bu muhteşem olabilir...
varoşlar ???
ordaki insanlar için ne yapacaksınız???
su anda tamamen toplanmiş olan laik birlikten alacağınız destek ile büyük şehirlerimizin( adini bile duymamış olduğumuz semtlerinde yasayan ) yeni sahiplerine
neler sunmak istiyorsunuz?
var mı "eğitim projeleri"niz??
işsizliğe çözüm??
kültür sanat projeleri??
bunlara destek olacak "sivil toplum örgütleri"...
ya da "sponsorlar" ???
o insanlara akp'den daha fazla şey sunacak mısınız ???
bu 3 yıl içinde???
güneydoğu'da oyunuz sıfır!
sıfır aslında iyi bir başlangıç noktasıdır...
tabi fikirler varsa...
kürtlere nasıl yardımcı olacaksınız?
kürt sorununa nasıl çözümler getireceksiniz???
deniz bey,
bu mektubumu okuyan insanlar muhtemelen
mektubun altına kendi sorularını da ekleyeceklerdir...
ve size sorulacak cok soru var..
ama bir sey gerçek:
yapmak zorundasınız...
yapamıyorsanız da yerinizi
en saygın bir şekilde
bu işlerin üstesinden gelebilecegine inanan
genç bir yeteneğe bırakın...
bizler uzun zamandır "inanç" görmedik..
cok uzun zamandır...
seçim mitingleri sırasında,tayyip erdoğan'ın dil sürçmeleri sonucu çıkmış yanlış cümleleri üzerinde (kronometre ile tutmak zorunda kalmıştım) tam 52 dakika konuştunuz..
sürekli bir "eşek" tartışması...
katır... at... inek...
her mitingde...
kendimi haftalarca 3 yaş zekasının içinde buldum
ve cok sinirlendim bu duruma...
size oy veren %24 bu zekanın çok üstünde.
bunları bilin isterim..
bu yazımın altına muhtemelen yüzlerce kişi kendi eleştirilerini de yazacaktır...
hepsini okuyun...
size verilen %24 oy asla "size" değildi...
toplandik biz...
endişelerimizden ötürü...
(bu betimlememin kısmen haksız olduğunu biliyorum, burada belediye seçimleri söz konusu olan...çok başarılı cok değerli belediye başkanlarınız da kazananlar arasındadır... haksızlık yapmak istemezdim..ama antalya örneği , bu seçimin genel itibariyle mahalli değil siyasi oldugunun en güzel örneğidir.senden benden daha laik ve şehrine cok güzel hizmetler hediye etmiş bir başkan idi menderes türel... ta ki , ak parti'ye antalyalıların şu ortamda daha fazla oy veremeyeceği asıl gerçek olandır...)
her zaman dostlukla...
saygıyla içtenlikle
kaynak: www.hurriyet.com.tr


Fazıl Say bu mektubu yazarken ne içtiyse aynından istiyorum...


1 Nisan 2009 Çarşamba

Gözüme Çarpanlar

Nerde kalmıştık başımdaki yoğunluğun büyük bir kısmını hallettim ve artık eskisi gibi sıklıkla birşeyler paylaşabileceğim.Mart ayında iki yazı yazabilme fırsatı bulabilmişim.Gözüme çarpan dikkatimi çeken şeyleri yazayım.


Öncelikle Beta aşamasında olan Google Contacts'dan bahsedeyim.Google hesabınızın altında hemen ulaşabileceğiniz kapsamlı bir iletişim ajandası diyebiliriz iş aile arkadaşlarınızızın adres,telefon,mail adresi gibi hertürlü bilgiyi ekleyip gruplar oluşturup düzenleyebilorsunuz.



İsterseniz diğer yerlerde(Hotmail,Yahoo,Outlook) kayıtlı olan arkadaşlarınız aile veya iş çevrenizdeki kişileri .cvs(Comma Separated Values) formatında ekleyebiliyorsunuz.

Google'ın başka bir yeniliği aslında yeni stratejisi diyelim işe yarayabileceğini düşündüğünüz gelecek vaadeden fikriniz varsa Google sizinle stratejik ortaklık yapabilme imkanı sunuyor.Bunun için buradan iletişim kurabilirsiniz.Google bir fikrin gelişip ve geliştikten sonra milyarlarca dolara satın almaktan daha akıllıca bir yolu seçiyor.

Bu arada firefox'un son sürümü aşırı derecede sistemi zorluyor.İnternet Explorer 8 sürümünü yükledim dikkat çeken yeni özelliklere sahip

Related Posts with Thumbnails
 
Go To Top