Blogger Ana Sayfa İletişim Adresi Abonelik

29 Şubat 2008 Cuma

Bahar Yağmuru

Yağmurlu havaları hep sevmişimdir özellikle bahar yağmurları bir başka oluyor.

Bir de aniden başlayan yağmur sonrası topraktan havaya karışan o mükemmel toprağın kokusu yok mu insanı ferahlatıyor.


Evet evet bahar gelsin nisan yağmurları başlasın şiddetli yağan yağmurun altında sırılsıklam olana kadar ıslanayım.



Yürüyeyim o yağan yağmurda ayağımın altı su toplayana kadar tüm dertlerim aksın karışsın toprağa geriye arınmış bir ben kalayım.




Sevdiğim Kokular


-Islanmış Toprak Kokusu
-Çimen Kokusu
-Salep Kokusu
-Kuru Kahve Kokusu
-Çilek Kokusu
-İğde Ağacı Kokusu
-Ihlamur Kokusu


Fotoğraf:PhotoA.nl


28 Şubat 2008 Perşembe

Klişeleşmiş Haberler


Televizyonda muhakkak insanın dikkatini çeken klasikleşmiş bazı haberler olur.Bu haberler düzenli olarak bir şekilde yayınlanır bunlardan biri de "Meyve ve Sebzelerin" yararları anlatılmakla bitmez.Her gün yeni bir şeylere deva olduğu haber yapılır.

Düzenli elma yemek kanseri önlüyormuş,Domatesin çekirdeğinde bulunan bir madde kanseri engelliyormuş,İncir cinselliği arttırıyormuş,Bir avuç fındık "Viagra" etkisi gösteriyormuş bunun gibi yüzlerce yayın yapılıyor.Ne zaman bir mahsül fazlalığı varsa o zaman daha çok haber yapılıyor.

Elma bu sene fazla üretilmişse elmanın kabuğu cildi güzelleştiriyormuş,salatalık kırışıklığı önlüyormuş,çilek,muz,kivi gibi örnekleri çoğaltmak mümkün zaten elma yerine kivi geliyor bu sefer kivi cildi güzelleştiriyor.

Zaten düzenli olarak tüketmek zorunda değilmiyiz bu ürünleri her neyse ama hergün bu tarz haberlerin yapılması bir yerden sonra bıkkınlık veriyor.Hormonlanmış sebze ve meyvelerin aşırı tüketimi yerine organik sebze ve meyvelerin teşviki yapılsa daha iyi olmaz mı?
Fotoğraf:clayirving

27 Şubat 2008 Çarşamba

Buruk Zamanlar

Geçen gün yürüyüş yaparken yanımdan iki kişi geçip gitti ve ben bir anda affalladım sanki tanıyorum gibi geldi .Yanındaki arkadaşı ile birşeyler konuşarak geçip gitti. O beni görmedi veya gördü bilmiyorum göz göze gelemedik ama ben onu tanımıştım.

Lise zamanlarımda çocukluk arkadaşlarımdan biriydi.Onca sene sonra 8-10 yıl kadar sonra tanıdığınız birini görmek ve yanınızdan bir yabancı gibi geçip gitmesinden sonra siz olsanız ne düşünürdünüz? Ben şaşkınlığımı üzerimden attıktan sonra ilk aklıma gelen görünüş olarak fazla değişmemiş olmasıdır.




Sonrasında aklıma gelenler ise "beni tanıdımı ,gördümü, hayatı nasıl,mutlumu" gibi düşünceler geçti.Geçmişte hayatınızın bir parçasını oluşturan bir şey geçip gidiyor geriye elinizde sadece yaşanmış hatıralar kalıyor.


Bir zamanlar hayatınızın odak noktasında olan kişiler birer yabancı olup çıkmıştı.O yüzden değilmidir ki devamlı arayış içersinde olmuş oluyoruz sırf bunun için facebook çılgınlığı olmadı mı?.Aklımızın kıyısında köşesinde unutulmaya yüz tutmuş bir şeylerin arayışını yaşamıyormuyuz.

Her geçen gün geçmişte kalan hatıralara daha sıkı sarılmıyormuyuz.Her insan kendi gerçekliğinin odak noktasını yaşıyor.Odak noktasından çıkardığı şeylerin yerine daha iyisini koyamıyınca bu sefer pişmanlıklar ve geçmiş'e olan özlemler başlıyor.Çocukluk arkadaşı,çocukluk aşkı,eskiden buralar çok güzeldi, gibi bir çok şeye özlem duyuyoruz.

Fotoğraf:Simon Grossi


25 Şubat 2008 Pazartesi

The Bucket List

Bazı filmler vardır insanı bir yerden alıp başka bir yere doğru sürükler.Ruhunuzun en hassas noktalarına küçük dokunuşlar yapar ve sizi etkisi altına almayı başarır.

Son zamanlar da izlediğim en güzel filmlerden biri "The Bucket List" klişe bir konu gibi dursa da iki büyük oyuncunun harikalar yarattığı genelde güldüren ama filmin sonlarına doğru hassas anlar yaşamanıza sebep olan çok güzel bir film.

Jack Nicholson ve Morgan Freeman bu iki büyük oyuncu yıllanmış şarap gibiler özellikle Jack Nicholson'un oyunculuğu beni çok etkiledi.

The Bucket List Filminin Fragman'ı



Film bittikten sonra kendinizi "ölmeden önce yapılacaklar listesi" oluşturmaya başlarken bulursanız şaşırmayın izlemenizi şiddetle tavsiye ediyorum bu filmi.

Need For Speed Pro Street Sistem Gereksinimi

Her geçen gün yeni çıkan oyunların sistem gereksinimleri aşırı şekilde yükseltiliyor.

Genelde oyun firmaları ile bilgisayar üreticileri arasındaki ortak gizli bir müttefiklik söz konusu böyle olunca sonuç kullanıcı için her yeni oyun aldığında kendi bilgisayar sisteminin yetersiz olup olmadığını bilemiyor.

Bu yüzdendir ki oyun kurulduktan sonra bu oyun neden çalışmıyor diye başlıyorsunuz sinirli bir şekilde "bu oyun neden çalışmaz sorusunu internette aramaya" aynı olaylar zinciri benim de başıma geliyor.

"Need For Speed Pro Street" oyununu kurdum sonuç tabiki çalışmadı.5 gb oyun olur mu? oyunun içine video görseller konursa 100gb da olur bir de o oyunu kurunca bilgisayarda baya bi yer işgal oluyor 8-10gb yer kaplıyor.

İşte bende benim pc de çalışmayınca ne oluyor ne diye biraz araştırınca NFS Pro Street firmasının ElectornicArts ın yayınladığı sistem gereksiniminizin oyun için yeterli olup olmadığını buradan sorgulayabiliyorsunuz "EASystemRequirement" siteye girdiğinizde firmanın çıkarmış olduğu oyunların bilgisayaranızda çalışıp çalışmayacağını sorguluyorsunuz .

NFS Pro Street için denediğimde ekran kartımın yetersiz olduğunu ve yenisi ile değişmem gerektiği yazıyor.Hatta sistem gereksinimine uygun ekran kartı modeli bile öneriyor.

Yeni bir oyun kuramıyorum artık eski oyunlarla yetiniyorum

24 Şubat 2008 Pazar

Google Çalışıyor

Google'da yenilikler bitmiyor her geçen gün ya yeni bir şey çıkarıyor yada yeni bir şey güncelliyor.Google Hesabı olanlar google'ın çıkarıp yayınlamış olduğu bir sürü özellikten faydalanabiliyor.Google Reader'a eklediğiniz sitlerdeki beğendiğiniz yazıları bir eklenti sayesinde bloğunuzda paylaşabiliyorsunuz benimde "Tavsiyeler" adı altında bloğuma ekledim birincisi blogroll'daki gibi sabit kalıcı bağlantı vermemiş oluyorsunuz o yüzden siteniz daha kullanışlı oluyor.İkincisi sitenizi canlı tutmayı sağlıyorsunuz google örümcekleri daha çok sitenizi,bloğunuzu ziyaret etmiş oluyor.

Bir başka yenilik ise bloglara yeni eklenen dil seçeneklerinin dışında word,exel,slayt sunumu hazırlamamıza imkan veren "Google Docs" şimdi bu özellikleri blogger kullanıcıları bloglarına entegre etme imkanına sahip oldular.



Google Docs'da hazırladığınız belgenizi yayınla dediğinizde Youtube'daki gibi bir kod veriyor ve bu kod'u bloğunuza eklediğinizde belgeniz yayınlanmış oluyor.Bende mailime gelmiş bir slayt sunumunu buraya ekledim tek kötü tarafı otomatik başlamaması ve devam etmemesi ayrıca "Menu" butonuna tıkladğınızda youtube'daki gibi kodu kopyalayıp sitenizde yayınlayabiliyorsunuz

Göz Problemi

Bilgisayar başında zamanın nasıl geçtiğini bir türlü anlayamıyorum bilgisayar başında uzun süreli işleri olanların ortak problemlerinin en başında "Göz Bozukluğu" geliyor.

Gözlerim her geçen gün daha da hassaslaşmaya başladı bazen bilgisayar başında çok uzun süreli kaldığımda aşırı şekilde ağrıya yol açıyor.Genelde her uyandığımda gözlerim kıpkırmızı oluyordu birde son zamanlardaki sızlanmalar eklendi.O yüzden gözdeki kurumayı azaltması için göz damlası falan kullanıyorum.

Bir şekilde monitörden yansıyan ışığın şiddetini düşürmeniz gerekiyor.Şimdilik çözüm olarak monitörün kontrast ve ışık ayarlarını kıstım birde monitör ışık şiddetinin 80Hz civarına yakın olması gerektiğini bir iki yerde okumuştum.

Bende monitör ayarını değiştirdim 80hz olarak ayarladım sonra odamda ki lambayı beyaz ışık olarak değiştirdim.Şimdilik yapabildiğim bu ilk fırsatta lcd ekran monitör almam gerekiyor.

Bilgisayar başında duranların en büyük problemlerinden biri uzun süre oturmadan kaynaklanan ortapedik sorunlar veya göz problemi sıklıkla gözüken bir durum oluyor.

Yeni yöntemler çözümler denemeler bulursam yazarım.

23 Şubat 2008 Cumartesi

BOP kuruluyor mu?

Gündem o kadar hızlı değişiyor ki insan ne yazacağını kafasında toparlamada zorlanıyor.Bir yandan ABD seçim süreci hızlı bir şekilde devam ediyor öte yandan Türkiyenin de içinde bulunduğu Avrupa,Rusya ve Orta Doğudaki gelişmeler.

Bu bölgedeki politikanın yeniden şekillenmeye başladığı görülüyor.Başta Kosova'nın bağımsızlığını ilan etmesi sonrasında Türkiyenin bağımsızlığını tanıdığını söylemesi petrolün varil fiyatının 100$ seviyesini geçmesi ardından Türkiyenin Kuzey Irağa girmesi ve terörist faaliyetlerin bitene kadar orada kalınacağı vurgusu yapılması anlaşılan o ki geçen kasım ayında Beyaz Sarayda konuşulanların ve basına açıklanmayan konuşmaların artık yaşanıyor olmasıdır.

Amerika seçimlerini büyük ihtimalle Demokrat Parti kazanacak seçimleri çünkü demokrat parti adaylarının ortak görüşü Iraktan askerlerin geri çekileceği yönünde açıklamalar yapıyor olmasıdır.En başta ABD deki ekonominin hızlı bir şekilde düzelmesi Iraktan askerlerin çekilmesi gerekiyor

Amerikada Demokrat Parti seçimleri kazanırsa ve askerleri geri çekerse bölgede ne olur?

Amerika seçimleri 4 Kasım 2008'de en erken süre olarak 6 ay sonra askerlerin çekileceği yönünde açıklama yapılıyor.2009-2010 yılında askerler çekilmiş olacak ve o zaman bölgede Amerikan askerlerinin yerine görev yapıcak en yakın askeri birlik Kuzey Irakta bulunan Türk Askerleri olmuş olacak görünen o ki böyle bir olasılığın olma ihtimali gittikçe kuvvetleniyor.

Iraktan çekilen askerlerin yerine bölgeyi BM ile birlikte Türk Askeri Birlikleri denetleyebilir.

Bölge yeniden şekilleniyor görünen bir gerçek var ki Türkiyenin atacağı adımlar çok önemli olacak burada bu konuyla ilgili güzel bir yazı var okumanızı tavsiye ederim.

B.O.P(Büyük Ortadoğu Projesi)

22 Şubat 2008 Cuma

Kalite

Tartışma programlarının kalitesi mi aşırı şekilde düştü yoksa benim gece yarısında yeni uyanmış olmamdan mı kaynaklandı anlayamadım.Dikkat ediyorum bu tartışma programlarına bir konu tartışılacaksa o konuyla ilgili ün yapmış kişiler programa dahil oluyorlar ve temcit pilavı gibi aynı konular aynı kısır döngüde tekrarlanıp duruyor.Programda tartışmayı en uç noktaya kadar götürüyorlar kutuplaşmanın sınır eşiğinde tartışmayı sürdürüyorlar birde son 10 yıldır hep aynı simalar benzer programlarda dönüp dolaşıyor.

Yani bir insan ne kadar bilgili olursa olsun ne kadar kültürlü olursa olsun insan gelişime yeni fikirlere açık olmadıktan olamadıktan sonra ne yapılırsa yapılsın bir şey ifade etmez hep aynı insanı bir yere çıkarmakla o programı bir adım ileri taşıyamazsın zaten bir yandan da bunun sancıları çekilmeye başlandı.

Yani bu ülkede fikirlerine önem verilen o konu hakkında bilgi birikimine sahip başka kişiler yokmu ki hep aynı sabit düşünceye sahip kişileri birbirleri ile bir savaşa sokuyorlar bu kavganın sonucu o program izlenme rekoru kırabiliyor.3 haftadır aynı konuyu tartıştıran Mehmet Ali Birand içten içe zevkin doruklarında geziyordur aynı durum diğer benzer tutuma sahip programlar için de geçerlidir.

Mesela dün yayınlanan 32.Gün programında kutuplaşmanın nerelere gidilebileceği gözler önüne serildi nefret tohumları nasıl ekilmiş ise o tohumlar yeşermeye başlamış anlaşılan.Liselerin bir üst leveli(seviyesi) haline dönüşmüş Üniversiteler ve bu Üniversitelerde okuyan öğrencilerin nasıl bir ruh haline büründüklerinin içler acısı durumu televizyona yansıdı.

Bir öğrenci
onlar kısa eteklilere kezzap döküyorlarsa ben de onların başını açıp kafalarına kezzap dökerim



gibi bir anlam ifade eden cümle kuruyorsa sözün bittiği andır.

Sigarayı Bırakma ve Sonrası

Sigarayı bırakmam neredeyse bir sene olacak daha önceki bırakmalarım çok kısa sürmüştü ve hiçbir etki görmüyordum.Bir senenin sonunda ise hayatımdaki en önemli değişikliklerden biri koku alma duyumun sigara içtiğim zamana göre çok hassas olması diyebilirim.Yediğim yemeğin içtiğim çayın,kahvenin tadı kokusu bir başka geliyor.

Sigara içerken farketmiyorsunuz sigara dumanına alışıldığından dolayı giyilen giysiye bulunulan mekana sigara kokusunun nasıl sinmiş olduğunu bıraktıktan sonra çok daha iyi anlıyorsunuz.Mesela artık sigara kokusu aşırı şekilde rahatsız edici geliyor sigara içilmiş bir yere girdiğimde sigara dumanının dil ucunda bıraktığı o iğrenç tad yüzümün bir anda değişmesine yol açıyor.

Özellikle halka açık yerlerde sira içilmesi konusunda daha hassas olunması havalandırmanın çok daha iyi yapılması gerekiyor.Halka açık mekan demişken yılbaşında sigara yasağı ile ilgili medyada bir kaç gün tartışılmıştı sahi ne oldu sigara yasağı ile ilgili ne gibi bir gelişme var ben birşey duymadım şimdiye kadar.

Bir de koku alma,tat alma duyusunun hassaslaşmasının yanı sıra kilo alma sorunu ortaya çıkıyor.2-10kg arasında kilo alma durumu oluyormuş bende sonradan kilo aldıktan sonra öğrendim.Sigarayı bıraktıktan sonra spor aktivitesine de yönelin sakın ihmal etmeyin derim.

Yürüyüş yapmama rağmen yinede biraz kilo aldım o da şundan kaynaklanıyor bilgisayara başında fazla hareketsiz durmamdan dolayıdır diye tahmin ediyorum.Yürüyüş yapmam bile yetmemiş oluyor.Sigara bırakıcak,bırakmaya niyetli,aklından bir kez de olsa bırakma düşüncesi geçmiş olanlar kişilere en başta karar verin ve bırakın diye tavsiyede bulunmak istiyorum.

Söylemesi kolay gözüküyor ama karar verdikten sonra o kadar zor bir şey olmadığını görüyorsunuz.Sigarayı bırakırken belki 1-2 gün için eczanelerde satılan nikotin sakızı işe yarayabilir.Sigara içme isteği duyduğunuzda bir tane nikotin sakızını çiğneyip yürüyüş yapmaya başlayabilirsiniz.

Ayrıca sigara bıraktıktan sonra etrafınızda sigarayı içmeyi tetikleyecek bir şey olmaması sizin için iyi olur.

Fotoğraf:Simon Pais-Thomas

21 Şubat 2008 Perşembe

Aman Petrol Canım Petrol

Amerikada seçim süreci bütün hızıyla devam ederken Demokratlar kanadında Barack Obama Hillary Clinton'a karşı büyük bir avantaj elde etmiş durumda Hillary Clinton 4 Martta Ohio ve Texas'da son kozunu kullanacak ön seçimlerde Demokrat parti başkan adayı belirlenmiş olacak Cumhuriyetçiler'de kazanmaya en yakın aday John McCain olacak gibi çok büyük bir aksilik olmaz ise Cumhuriyetçilerin adayı belirlenmiş görünüyor.

Amerikada seçim süreci bütün hızıyla devam ederken bir yandanda petrol varil fiyatları 100$ eşiğini test ediyor.

Petrol fiyatlarının bu kadar yükselmesi Türkiye'yi olumsuz yönde etkileyen en önemli faktör olmuş oluyor.Petrol ve Doğalgaz konusunda dışa bağımlı bir ülke olduğumuzdan dolayı Petrol ve Türevlerindeki artışlar cari dengeyi olumsuz yönde etkiliyor.

Bunların yanı sıra Türban yasası,301.madde,vakıflar yasası,Terör sorunu şimdilik hükümetin önünde duran buzdağının görünen yüzü 2008 yılı baya zorlu geçicek gibi duruyor.Özellikle başta ABD'deki ekonomik durağanlık olmak üzere sonrasında AB'deki bankaların bilançolarını açıklamamış olması bunların üstüne birde petrolün varil fiyatının artması eklenince doğal olarak bir dalgalanmanın olacağı görülüyor.

Sonuç olarak AKP hükümetini zor günler bekliyor.

Torrent Hakkında

İnternet dünyasına girmiş biri herşeyin msn,chat,tavla,gibi şeyler ile sınırlı olmadığını kısa sürede anlıyor.Bir zaman sonra yeni çıkan filmleri,dizileri,müzikleri,programları aramaya başlıyor.

İlk önce rapidshare,emule,kazza, gibi paylaşımlara yöneliyor.Sonrasında torrent laflarını duymaya başlıyor.Özellikle yeni çıkan diziler,filmlerden sonra aşırı ilgi duyulmaya ve sevilmeye başlandı.Nedir bu torrent?

Kısacası (peerToPeer-P2P)kullanıcıdan kullanıcıya dosya paylaşım ağı diyebiliriz.

Seeders:Herhangi bir filmi,dosyayı,paylaşıma açan kişi ve paylaşımcı sayısı

Peers: Herhangi bir film,dosyayı indirmeye başlayan ve aynı şekilde upload eden kişi dosya indirme işlemi tamamen biter ve paylaşımı durdurmazsanız siz de otomatikman "Seeders" oluyorsunuz.

Health:Dosyanın seeders ve peers sayısına göre çıkan sağlık durumu genellikle yeşil bir çubuk ile simgelenir yeşil renk dosyanın indirilmeye en müsait dosya olduğunu gösterir kırmızı renk çubuğu ise dosyanın kötü indirme işleminizin yarım kalabileceğini gösterir.

Torrent Programları
1-uTorrent
2-Bittorent
3-Azureus

Bu üçünden birini indirip kurmanız gerekiyor ilk adımı atmak için sıralama benim tavsiyeme göredir.Utorrent bana göre en iyisidir bunlar içinde bunlar haricinde flashget,limewire gibi programlar bilgisayarınızda olsa bile torrent programından sakın şaşmayın indirdiğiniz dosya ya yavaş iner ya yarıda kalma ihtimali olabilir.

Torrent Siteleri

1-Mininova
2-Torrentspy


Torrentz buradan ise paylaşımda olan dosyaları arama yapıp hangi torrent sitesindeyse oradan indirme olanağı sunuyor.En iyiden en kötüye doğru sıralama yapıyor ilk sırada olan site en iyi site olmuş oluyor o dosya için genelde mininova sitesi ilk sırada oluyor.

Paylaşımda olan dosyanın yanında bazı terimler yazar o terimler hakkındaki genel bir açıklama için buraya bakabilirsiniz.Bu bir iki site bana yetmez daha fazla torrent sitesi istiyorum diyorsanız listeye buradan bakabilirsiniz.

Sonuç olarak torrent sitesinde download linkine tıklayınca size 50-100kb lık bir dosya verecek ve bilgisayarınıza indireceksiniz o dosyayı torrent programında açarsanız dosyayı indirmeye başlarsınız eğer firefox kullanıyorsanız otomatikman torrent programında açacak dosyayı ve indirmeye başlayacaksınız.En önemli nokta torrent sitelerindeki dosyaların health(SAĞLIK) durumu torrent gösterge çubuğu yeşil olmalıdır.

Torrent dosyası indirmeyle ilgili youtube videosuna buradan bakabilirsiniz.


20 Şubat 2008 Çarşamba

Rekabet

Bu televizyon kanallarını anlamak mümkün değil "prime time" olayı yüzünden yüzlerce dizi çekiliyor ve yayınlanıyor.Tutulan dizileri aynı saatte yayınlıyorsun rekabet olsun seyirci tercihini yapsın diye bi yerden sonra işin suyunu çıkarıyorlar.

Evlerde kavga-gürültüler yüzünden ikinci televizyonlar alınıyor yinede olmuyor olmuyor.Dizleri ,yarışmaları falan rekabete sokuyorsun anladık ses de çıkaramıyoruz tercih yapıp seçiyoruz birini ama haber kanallarında yayınlanan "TARTIŞMA" programlarını ne diye aynı saatte yayınlarsınız aynı anda reklama girersiniz anlamak mümkün değil.

Ntv'de yayınlanan Can Dündarın sunduğu "Neden?" programı ile CnnTürk'de yayınlanan Ahmet Hakanın sunduğu "Tarafsız Bölge" aynı anda başlıyor aynı anda reklama giriyor mecburen seçiyorsun birini izliyorsun programı.

Sonrada yakınmaya başlıyorlar Tartışma programları neden izlenmiyor gibi zırvalıkları yakınıyorsunuz Kültür-Sanat,Siyaset,Tartışma,Tiyatro gibi az izleyici olan yayınları aynı saate sıkıştırmanın rekabete sokmanın anlamı yok bu tutumlarından dolayı sinir oldum.

Dizilerde,filmlere,yarışmalarda falan bu yayıncı politikayı izleyebilirsiniz de bari diğer az izlenen yayınlarda bir birliktelik uyum gösterin.Çözüm çok basit aynı saate veya aynı güne koymayın izleyici kitlesi az olan yayınları olsun bitsin.

19 Şubat 2008 Salı

Bir Blogcunun Anatomisi

Blog yazmaya başlayanlar bir süre sonra belirli bir çizgi tutturuyorlar ve o ufuk çizigisinden sapma göstermiyorlar.Ufuk çizgisinin ötesini göremediklerinden dolayı olsa gerek çizginin ötesinde kalanların önemi yoktur onlar için yani Türkiyede ki kendini elitist sanan veya öyle davranan topluluklar gibi kafalarındaki yarattıkları dünyaya yerleştirmiş oldukları imgelerin dışına çıkamıyorlar.

Şimdi asıl konuya gelecek olursak bloglarda yine bir kısır döngü başladı veya başlamak üzere konu "alıntı" üzerine patlak verdi.Bir blogda ne zaman bir tartışma başlasa domino taşı etkisi gösterir.Yıllardır tartışılan bir şey bu zaten alıntı nedir? Alıntı nasıl yapılır? Alıntı ne zaman (Ç)alıntı olur? bu soruları listeler halinde uzatabiliriz.

Birincisi bana göre alıntı kişiye göre değişen birşeydir bir satır olabileceği gibi bir paragraf da olabilir.Volkanın alıntı yazısı ve bir başka görüş Süleymanın Sönmez'in bu konu hakkındaki yazısıikisi de farklı görüş ikisi de kendi düşüncelerine göre haklılar.

İşte benim dikkatimi çekende bu yazıların içindeki bir iki cümle ve yazılara yapılan yorumlar sonra o yorumların sürtüşmeye dönüşmesi olayıdır.

Dikkatimi çeken noktalar ise birincisi elinde hiç bir kıyaslama yapacak veri yok iken nasıl bir düşünce yapısı ile bodoslama lafı dönderip dolaştırıp biz bir boktan anlamayız biz çalıntı içerikle yaşarıza getirilir.
Dünyanın her neresinde olursanız olun alıntı ve çalıntı içerik vardır.Böyle şeyler olmasa idi rapidshare,torrentler,emule,kazza,dolaylıda olsa youtube ve benzer siteler olmazdı.

Buradan şu sonuç çıkmasın çalıntı içeriği savunduğum yok çalıntı içerik her yerde var .Ama diğer ülkelerde ki cezai durumlar çok ağır olduğundan ve haksızlığa uğrayan kişi tereddüt etmeden dava açtığından dolayı orada yokmuş gibi algılıyoruz.

Amerikada çıktığı ilk gün filmin dvdsini torrent sitelerine koyan Steve değil de yurdum insanı değil mi?

Stock sitelerinde bir genel görüş vardır belli bir oranda değiştirilen imajlar sizin olmaktan çıkar.

İkinci dikkatimi çeken nokta ise bir blog yazarı başka bir blog yazarını küçümseme yarışına girmiş durumda böyle bir bölünmüşlük var.Bu bölünmüşlük kısa vadede baya kötü sonuçlar doğurabilir.Bir insan siyaseti takip etmek zorunda değil,sanatı takip etmek zorunda değil,şiir yazmak,okumak,fotoğraf çekmek,resim yapmak zorunda değil bir insanın bunları yapıp yapmaması beni ilgilendirmiyor.Ama bazı blogcuları ilgilendirmeye başlamış ki üstü kapalı laf sokmalara başlamışlar.

Sonuç olarak blog yazarlarının çoğu bloglarında "google adsense" kullanıyor.Bu, da az da olsa para kazanıyor anlamı taşır.Size ait içeriğinizin kopyalandığından kaygılı iseniz en basiti google'a şikayet edebilirsiniz hem googleda indexlenen verileri silinir hemde maddi hasar almış olur.

Kaldı ki 100 milyar dolar üzerindeki bir şirket ve bu şirketin birinici önceliği google adsense ise bu gibi şeylere aşırı önem verir. ne yaparsanız yapın google'ı bir kaç kere kandırabilirsiniz sonu hüsran olur.

18 Şubat 2008 Pazartesi

Kar Tanesi

Ne zaman kar yağdığını görsem aklıma çocukluğumun kısa bir döneminin geçtiği Üsküdar gelir.Çocukluğumda şehirleşme bu kadar hızlı ilerlemiyordu o zamanlar çengelköyde çoğu yer yemyeşil yeni yeni evler yapılıyordu.


Hatırladığım yokuş'u olan bir yerde oturuyorduk kar yağdıkça her yer bembeyaz olurdu ve kar benim boyum kadardı neredeyse evimizin olduğu yokuşu kar kapatıyordu.Yol boyunca yolun ortası kardan temizlenmiş bir patika oluşturulmuştu.

İşte ben ve çocukluk arkadaşlarım yokuş boyunca benim boyumu kaplayan o patikadan aşağıya doğru naylon poşetleri kıçımızın altına alıp kayardık yokuşun sonuna geldiğimizde acayip mutlu olurduk hepimiz bir yandan tir tir titrer bir yandan da o normalde çıkmaya üşeneceğimiz yokuşları bir nefeste çıkardık.

Ne zaman karın yağdığını görsem bu anı canlanır titremeden hayallerime düşen kar tanesini yaşarım.Tekrar tekrar o yokuşu tırmanırım hayallerimde...

17 Şubat 2008 Pazar

Bağımsızlık Rüzgarı

Balkanlardan başlayan ve tüm avrupayı etkisi altına alan bağımsızlık rüzgarı bugün etkisini iyice gösterdi ve KOSOVA bağımsızlığını ilan etti.Başta Sırbistan,Rusya,Yunanistan'ın karşı gelmeleri hiç bir şeyi değiştirmedi.Bundan sonraki gelişmeler özellikle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin tanınması için bir emsal teşkil edecek mi göreceğiz.

Rusya devlet başkanı Vladimir Putin kosovanın bağımsızlığına karşı olduğunu ve kınadığını açıkladı.Kosovanın bağımsızlığını ilan etmesi Arnavutluk,Gürcistan,Güney Osetya,Abhazya sırasıyla tanınmak için BM'ye başvuracaklarını dile getiriyorlar.

Bundan sonra ne olacağını ön görmek kolay kolay mümkün değil kısa vadede ve uzun vadede bir çok şeyin değişeceği bir gerçek şimdi bu bağımsızlığın ilan edilmesine başta Sırplar olmak üzere Rusya ve karşı çıkan diğer ülkelerin tutumu ne olacak kafalarda soru işaretleri oluşmasına yol açıyor.Önümüzdeki günlerde misilleme gelebilir soğuk savaş şiddetini arttıracağa benziyor Rusyanın nasıl bir karşılık vereceğini göreceğiz.

Türkiye açısından ise durum çok daha karmaşık duruyor.Türkiyenin değil de Rusyanın K.K.T.C'nin bağımsızlığının tanınması gerekliliğini vurgulaması Rusyanın K.K.T.C yi tanıyarak bu yönde bir hamle yapabileceği aklıma geliyor.

16 Şubat 2008 Cumartesi

Big Mag,Mek,Meg

Dün banka ödemelerini halletmek için dışarıya çıktığımda o bankamatik senin bu bankamatik benim diyerek diğer bankamatiğe doğru yol alırken 35-40 yaşlarında iki bayanın konuşmasına istemeden kulak misafiri oldum.

Yürüyüş yolu üzerinde benim birkaç adım önümde benim duyabileceğim bir ses tonunda konuşuyorlar.Biri diğerine hangi yemeği yiyeceğine karar verdin mi diye soruyor ötekisi "Mag" "Mek" "Meg" yiyeceğim diyor.

Soruyu soran benim anlayamadığım bir şey söylüyor onu yiyelim diyor hayır ben "Mag" "Mek" "Meg" yiyeceğim diyerek ısrar ediyor. Ben bu ne diye düşünürken ilerde Mc Donald's olduğunu fark ediyorum bende jeton düşüyor.

Hafif bir gülümsemeyle adımlarımı hızlandırıp onları geçip gidiyorum.Ama kadının çocuksu davranışlarının aklımda kalması ayrıyetten hamburger kültürünün bir şekilde hayatımızın vazgeçilmez bir parçası olduğu gerçeğini görmüş oldum.

Bankamatik

Dün bir ödemenin son günü için bankamatik'den para çekmem gerekiyordu para çekmek için doğruca iş bankasının yolunu tuttum.

Kartı bankamatiğe takıp parayı çekeceğim bir baktım 20YTL ve katları yazıyor 110YTL çekeceğim ama 10YTL çekemiyorum bankanın içi son iş günü olduğundan baya kalabalık kendi kendime boşver diğer bankamatiğe kadar yürüyeyim ne olacak yürüyüş yapmış olurum diyerek diğer bankaya gidiyorum ordada durum aynı 20YTL katlarını veriyor.

Bankada sıra beklesen en az 1 saat bekleyeceksin herneyse durum o değil sinir olduğum nokta 5YTL,10YTL neden konmaz bankamatiklere acil ihtiyacı olur insanın,veya öğrencidir o anda 5 veya 10 YTL ye ihtiyacı vardır.

Sonuçta 10YTL bankamatikte duruyor banka politikası olabilir ikide bir bankamatiğe para koymak istemeyebilirler artık neredeyse her bankada birkaç tane bankamatik konuyor en azından birine 5,10YTL bankonotlar konabilir.

Paranla rezil olmak gibi bir durum bu dün parayı çekemedim böyle ufak ayrıntılar ve gereğinden fazla bürokrasi beni çileden çıkarmaya yetiyor.

Benim için en iyi tarafı baya uzun bir yürüyüş yapmış olmam.

Sweeney Todd: The Demon Barber of Fleet Street

Golden Globe Komedi ve Müzikal dalında en iyi erkek oyuncu ödülünü alan Johnny Deep'in başrolde oynadığı klasik bir Tim Burton yapımı gibi duruyor.

17.yy'da londranın karanlık atmosferininde bir seri katilin hikayesi müzikal bir şekilde anlatılıyor.Filmin gotik havası,sevilen bir oyuncu,sıradışı bir yönetmen,sağlam bir görsellik hepsine eyvallah diyorum.

Ama filmin ödül almış olması,sevilen oyuncunun olması veya sıradışı bir yönetmen var diye filmin çok çok iyi olacağı anlamına gelmez.

Fantastik-Kurgu öğelerini severim görsellikteki kalitesi ve filmin konusuna bir şey diyemem kalitesi ortada ama film müzikal olarak anlatılması açıkcası sıkılmama yol açtı.Galiba fazla müzikal öğelerin opera tadında olan filmleri izlememiş olmamdan kaynaklanıyor gibi bir düşünce geldi aklıma...

Johnny Deep hayranları her haliyle seviyor bu adamı zaten sevilmeyi hakeden bir oyuncu diye düşünüyorum.

14 Şubat 2008 Perşembe

Asus Dil Çıkarma Bana

Bugün bu "Asus DvD Re-Writer" delirticek beni boş cd'yi takıyorum geri çıkarıyor dil çıkarır gibi dalga geçiyor sanki bu yüzden adını kamuran koydum.

Kıyasıya bir kavga söz konusu cd'de bir problem var deyip başka boş cd takınca yine aynı sorunu tekrarlıyor.

Ben burda çıldırdım 14 Şubat gayet renkli geçio artık dvd re-writer'da bir problem yok ne olduğunu anlayamadım bazen bu sorunu yapıyor bazen yapmıyor kafasına göre benimle kafa buluyor.

Benim şansımdanmıdır nedir devamlı böyle anormal şeyler benim başıma geliyor.Pc'de devamlı bir sorun oluşuyor düzenli bunlar tekrarlıyor.Bilgisayarın olur böyle sorunlar delirtir bilgisayarın olmaz aşırı şekilde almak istersin varlığı bir dert yokluğu başka bir dert neyse sakinleşeyim yoksa bu dvd re-writer'ın başına bişey gelecek yenisini almak durumda kalacağım olan yine bana olacak neyse ben yürüyüş yapayım belki sakinleşirim.

14 Şubat Sevgililer Günü

En başta herkesin "14 Şubat Sevgililer" günü kutlu olsun diyeyim ki okuyucu kitlesi alınganlık göstermesin.
Benim için rutin sıradan bir günden farkı olmaması bir sevgilimin veya 14 şubat telaşına sokacak bir ruh eşimin olmaması galiba herneyse bugün bu yazıyı yazmak dışında yürüyüş yapıcam ve bol bol film izleyeceğim.

14 Şubat soruları,geyikleri,sıradan sıkıcı gelen muhabbetleri es geçmeye çalışacağım başımdan savacağım.Bana gelip neden sorarlar anlamış da değilim sevgilime şunu alıcam nasıl,ne düşünüyorsun,beğendinmi,ne kadar hoş değilmi? gibi sorulara kırmamak için geçiştirmeye çalışırım ama insan bi yere kadar dayanabiliyor.

Neyse ki bu 14 Şubat üç beş gün sürmüyor.Olayın ticari boyutları, şirketlerin alış-veriş için insanları gaza getirmesi beni ilgilendirmiyor.14 Şubatı sevgilisiyle geçirecekler zaten planlarını romantizm çerçevesinde yapmışlardır.Sevgilisi olmayanlar için ise en güzel yöntem bol bol film izlemek,kitap okumak,yürüyüş en azından ben öyle yapacağım.

Sevdiğiniz insanın değerini sadece 14 Şubatta göstermeyin insan bir ömür harcıyor aşkı,sevgiyi bulabilmek için bu değerleri her daim koruyun diyorum.

TRT Kapalı Gişe Kuşağı

İkidir TRT'de mükkemmel animasyon filmlere rastlıyorum.İlk izlediğim daha doğrusu denk geldiğim "Yürüyen Ev" diye bir animasyon filmiydi bugün denk geldiğim ise "Gökteki Kale" isimli filmi izledim.

Sıradan çizgi filmlerden çok öte birşey bu ünlü Japon animasyon ustası ve yönetmeni "Hayao Miyazaki" imzalı bir filmmiş bugün izlediğim.

Ben de TRT'nin sitesine baktım neyin nesi diye çarşamba geceleri "Kapalı Gişe" kuşağında kesintisiz film yayınlıyormuş bundan sonra çarşamba geceleri TRT'ye kitlenirim artık özellikle animasyon ve fantastik bilim kurgu öğelerine özel bir ilgim ve zaafım var.

Saatlerce çizgi film veya fantastik bilim kurgu tarzındaki filimleri,animasyonları izleyebilirim aynı şekilde kitaplarını da okuyabilirim.TRT'nin kesintisiz böyle yayın yapmasını istiyorum.

13 Şubat 2008 Çarşamba

ABD Seçim Süreci

Amerikadaki Başkanlık seçimlerinde Demokrat Parti adayları Barack Obama ile Hillary Clinton arasındaki rekabet son sürat devam ediyor.

Şimdilik 23 bölgede Obama 11 bölgede Hillary birinci durumda Barack Obama bölge bazında önde gözüksede delege sayısında başa baş mücadele sergiliyorlar.Delege sayısında öne geçmeyi başaran Barak Obama 1052 delege sayısına sahip Hillary Clinton ise 951 delege sayısıyla Obamayı takip ediyor.

19 Şubatta Hawai ve Wisconsin bölgesinde yarışacaklar.Kongre yolunda Demokrat adayının seçilebilmesi için 2025 oy gerekiyor bu kıyasıya rekabet mart ayına kadar devam edeceğe benziyor.

Amerikan ekonomisi resesyon dalgalanması yüzünden durgunluğa girerek alarm sinyalleri veriyor.Demokrat başkan adaylarından Barack Obama ekonomiyi canlandırabilmek için ya ıraktan askerleri çekecek ki zaten söylemlerinde demokrat parti adayları bunu vurguluyor.Ya da vergileri arttırarak kaynak bulma yoluna gitmek durumunda kalacak bu zor bi seçim gibi duruyor.

Türkiyeyi önümüzdeki günlerde daha çok ilgilendireceğe benziyor bu durum çünkü Iraktan çekilen Amerikan askerlerinden sonra bölgenin durumu daha da karmaşık bir hal almış olacaktır.

4 Kasım 2008'de yapılacak seçimler için kıyasıya yarış devam ederken Cumhuriyetçilerin adayı John McCain olacağı kesinlik kazandı gibi John McCain ile ilgili Deniz Gökçe'nin güzel bir yazısı mevcut.

Bu başkan adaylarından hangisi gelirse gelsin bir ilk olmuş olacak ya Amerikanın en yaşlı başkanı, ilk kadın başkan veya ilk siyahi başkan olmuş olacak demokrat partiden başkan adayı çıktığı taktirde Amerikan Askerlerinin Iraktan çekileceği adayların söylemlerinde mevcut Cumhuriyetçi parti kazanırsa seçimleri Amerikan Askerlerinin Irakta sonuna kadar kalacak gibi görünüyor.

KucukGoogle

Valla ne diyeceğimi bilemiyorum.Birkaç gündür Kucuk Emrahın EMO olmuş şeklini avatarımda kullanıyordum "KüçükEMOrah" modunda takılıyordum.Asıl bomba ise Ekşi Sözlükte görmüş olduğum KucukGoogle beni benden aldı.

Arka fonda çalan "Haram" şarkısı eşliğinde acılı bir hissiyatla aramalarınızı yapıyorsunuz.Beni benden bir kez daha alıp başka bir dünyaya götürüyor.Yaratıcılık sınır tanımıyor

Küçük Emrahtan açılmışken konu birde youtube videosu koyayım tam olsun

"Acıların Cocuğuyum"




Yöges Sınav Sistemi Geliyor

Sınav sistemi yine değişiyor aslında tam olarak değişmiyor tabana biraz daha yayılıyor yani ÖSS sınav sistemi tamamamen ortadan kalkmıyor.

Lise 10,11,12'ci sınıflara ek olarak getirilen öss'ye hazırlık sınavları ile gireceğiniz sınavlardan aldığınız puanların ortalaması ile öss sınavında aldığınız puanın toplamıyla yeni tercihleriniz belirlenecek.Burda amaç öğrencinin lisede daha çok aktif olmasını derslere katılımın daha fazla olmasını amaçlamak.


Hatırlıyorum kredili sistem mezunuyum yanılmıyorsam Tansu Çiller bu "Kredili Sistemi" getirmişti başımıza musallat etmişti.Sistem güzel görünebilir ama o şartlarda yarardan çok zarar verdi ve sistem değişti sonrasında bir daha değiştirilidi.

Kredili sistemde haftalık ders saatinin 3 katının bir fazlası derse girmez isen kalıyordun o dersten.Mesela haftada 6 saat matematik dersi var ise 3*6+1=19 saat girmez isen kalıyordun matematik dersinden böyle bir şeyi öğrencinin eline verirsen derse girer mi girmez doğal olarak bizde girmedik verilen hakkı sonuna kadar kullandık iyimi ettik kötümü ettik bilmiyorum.Kendi adıma daha çok derslere katılsaydım diyorum.Öys-Öss belasından tam haberdar değildik haberimiz olduğunda iş işten geçmiş oldu.Yeni gelecek olan "YÖGES" sistem hakkında ve yapılacak değişiklikler için buraya bakabilirsiniz

Liseden mezun olmuş öğrenciyi 3 saatlik kader sınavına sokmanın ve adil olmayan şartlarda yarıştırmanın anlamsızlığı bariz şekilde görülüyor.Tam oturmamış uygulanamayan eğitim sisteminde bir sınav daha eklesen ne olur ismini değiştirsen ne olur.Herneyse sonuç olarak eğitim kalitesi arttıkça sınav sistemi liseye yayılmalı geçiş dönemi yapılarak olmalı.

12 Şubat 2008 Salı

Benimle Evlenirmisin Microhoo Olmaya Varmısın?

Microsoft'un yahoo'ya evlilik girişimi şimdilik reddedilmiş durumda.Reddetme bahanesi olarak başlık parasını beğenmediğini söyleyen Yahoo'nun Microsoft'a hisse başına 31$ dan 40$ seviyesine çıkarılması gerektiği fısıltı siteleri sayesinde gündeme yansıdı buda yaklaşık olarak 50 milyar $ yapıyor.Yahoo teklifleri reddettikçe microsoft yeni tekliflerle karşısına çıkıyor hatta yahoo teklifi kabul ederse msn ve alt hizmetleri kaldıracağını bile teklif ediyor.


Microsoft bu evlilik olayını kolay kolay bırakmayacağa benziyor.Radikal'de Serdar Kuzuloğlu'nun bu konu hakkında güzel bir yazısı mevcut okumanızı tavsiye ederim.

Benim dikkatimi çeken başka bir şey var oda Facebook'un Türkiyede patlama yapması ile d Microsoftun Facebook sitesinin belli bir yüzdesini satın alması ve sonrasında facebook'un popüleritesinin eskisi gibi olmadığı yönünde olduğudur.

Aynı şekilde Microsoft aynı taktiğimi uyguluyor acaba diye kafamda soru işareti oluştu.İlerki günlerde Microhoo olup olmayacağını göreceğiz.

11 Şubat 2008 Pazartesi

Page Rank Dalgalanması

Google Page Rank değerleri bir iki gündür aşırı şekilde dalgalanma gösteriyor.Bloğumun pr değeri bir artıyor bir azalıyor.Sonrasına geri eski haline geri dönüyor açıkçası baya şaşırdım.
Blog.Wolkanca bir ara pr 7 değerini gösterdi (ferrari motoru takmış gibi ) sonrasında eski haline döndü pr değerleri aşırı yükselip düşüyor.

Daha yeni pr değerleri değişti eğer bu dalgalanma olayı bu kadar uzun müddet sürmüyor ise Google page rank değerlendirme sistemini değiştiriyor demektir.

Ve bir ay oldu hemen hemen acaba aylık mı değişecek bu "Page Rank" olayı diye düşünmüyor da değilim yeni bir sistem deniyor olabilir. Bu ara dikkatli olmak lazım özellikle page rank olayına önem verenler için bu arada sitenizin page rank değerini iwebtool sitesinden kontrol edebilirsiniz veya firefox eklentisi ile kontrol edebilirsiniz.

Yazı Yazmanın Dayanılmaz Hafifliği

İnsan bazen ne kadar çok yazı yazmak istesede yazamıyor düşünceleri istediği gibi kelimelere dökülemiyor.

Bir iki gündür bende buna benzer bir durum var ne yazsam diye düşünüp duruyorum yazacak birsürü şey olmasına rağmen kararsız kalıyorum.

Politik gelişmeler sonucu kendi düşüncelerimi mi aktarsam yoksa yeni bir film,müzik veya herhangi bir şeyden mi bahsetsem işte kitlenip kalıyorum.Bu gibi durumlar olunca aklıma üniversite sınavlarında çıkan "Yazarın okunmama kaygısı" şeklindeki soru kalıpları geliyor.

Şimdi olmasa bile önümüzdeki senelerde teknolojik gelişmeler ile birlikte internet kullanıcılarının yönelimleri,etkileşimleri daha çok artıcak bu gelişmeler ile birlikte blogcuların durumu da ona göre şekillenecek.

Gelecek yıllarda iyi bir konuma gelmiş bloglar daha çok söz sahibi olmuş olacak sanal dünyadan gerçek dünyaya açılan pencereden yazılarını yazarak kendi hedef kitlesini oluşturmuş olacak yani tek başına tasarım,program,seo gibi özellikler bir anlam ifade etmiyecek.

Önümüzdeki yıllarda gazetede ki köşe yazarları kadar tutulan,tanınan bloglar ve bu bloglarda yazan yazarlar ortaya çıkıcak işte bunların ortaya çıkabilmesi için blog içerikleri en önemli durumu oluşturuyor.

İstikrarlı bir şekilde orjinal içerik yazıp iyi bir seviyeye gelmek gerekiyor.Blog oluştururken içerik,üslup,düzen,konu blogdan bloğa yazardan yazara değişir bloğa bir kişi yazı yazıyorsa belli bir zaman sonra o blog yazarın kişiliğini yavaş yavaş ortaya çıkaracaktır.

Yazarın ruh hallerine göre değişen yazılar yayınlanacak ve işte o zaman blog canlanmaya başlayacak bu demek değil ki her zaman iyi kaliteli içerik oluşturacaksınız acemilik dönemleride olacak kötü yazılarınız da olacak bir filmi veya bir müziği tanıtıp geçiceğiniz zamanlarınız da olacak önemli olan dengeli bir şekilde bunları bloğa serpiştirmektir.

Zaman herşeyi şekillendirecektir.Bloglarda,yazılarda,yazarlarda ona göre gelişecektir

9 Şubat 2008 Cumartesi

Sivilce

Bu ara yoğun bir dönemden sonra sıkıntı ve stresten olsa gerek alnımın ortasında kocaman bir sivilce var.

İşin ilginç tarafı bu sivilceler hep en dikkat çekicek yerde bir anda çıkar bir türlü engelleyemezsin sıksan bir türlü dokunmasan başka bir türlü olur.Ergenlik dönemini çoktan atlattığımdan dolayı geriye sıkıntı ve aşırı stres gibi nedenler kalıyor.

Galiba bir de aşırı yağlı yemeklerden kaçınmak gerekiyor bir düzen oluşturmam lazım bu konuda gerçi bazı şeyler için ne yaparsam yapayım düzene oturmuyor.Düzensizlik düzen olmuş hayatımda şu sivilce konusunu biraz araştırayım.

Ergenlik döneminde kükürtlü sabun denemiştim aklımda kalan öyle birşey var onu bir deneyeyim olmazsa bir cildiye doktoruna gidicem





Gtalk Winamp Hatası

Bu arada twitter kullandığımı biliyorsunuz artık bu twitter sitesinin en büyük özelliği istediğiniz her yerden yazı yollayıp yayınlayabilme özelliğidir.

Bende ikide bir twitter sitesine girip zaman kaybetmeyeyim diye twitterin gmail talk özelliğini kullanayım dedim.Gmail Talk programına eklediğiniz twitter kodu sayesinde GTalk'dan yazdığınız yazılar yayınlanıyor.

Bende güzel güzel kullanırken Google Talk'ın yanında birde winamp 5.5 versiyonunu açma gafletinde bulundum.Cpu %90-100 arasında çalışmaya başladı hiç bir işlem yapamıyorsun ve sonuç olarak programı kapatmak durumunda kalıyorsun.

Çözüm olarak winamp sitesinin forumlarında ve google grup'da genel olarak winamp 5.5 kaldırılıp eski versiyonların kurulması şeklinde bir öneri sunuyorlar.Veya eski versiyon winamp kurup güncelleme yapmanız,gtalk'ı yeniden güncellenmiş şeklinde kurmanız tavsiye ediliyor.

Ben ikide bir programları kaldırıp geri kurma gibi işlemlerle uğraşmak istemediğiden Gtalk açıken winamp kapalı duruyor.

Ders Kaydı

Dün nihayet üniversite bahar yarı yıl kaydımı tamamlayabildim.Harç parasını yatırman ve ders seçimlerini internet üzerinden yapman yetmiyor.

Seçtiğin derslerin danışmanın tarafından onaylanması ve danışmanın onayladıktan sonra onaylı 3 kopya örneği geri danışmana teslim etmen gerekiyor en nefret ettiğim şeylerden birisi de gereksiz bürokrasi ile insanların ordan oraya koşturulmasıdır.

Ders kaydımı yaptırdıktan sonra yeni kimlikler dağıtılıyormuş onu almak için öğrenci işleri standına gittiğimde yeni bir şey dikkatimi çekiyor ister istemez bizim üniversite ile iş bankası yeni bir uygulama başlatmışlar.

Ön tarafı kimlik arka tarafı banka kartı şeklinde olan öğrenci kimlik kartları normal bankamatik özelliği dışında otobüslerde,yemekhanede,kantinde falan kullanılacakmış.

İlk geçen bizim üniversite mi diye sorduğumda bir kaç üniversitenin buna benzer örneği varmış güzel bir gelişme bir yandan bu kadar teknolojik bir uygulamanın hayata konması diğer yandan devam eden bürokratik işlemler ve her geçen gün devasa bir şekilde büyümeye devam eden yeni kampüs umuttepe

7 Şubat 2008 Perşembe

Görmek Dokunmaktır

HSBC Bankası "Görmek Dokunmaktır" konulu fotoğraf yarışması düzenliyor.
35 yaş altı genç fotoğrafçıları desteklemek amacıyla bu yarışmayı düzenliyor.

Ntv'de Oğuz Hakseverin sunduğu "Ve İnsan" programındaki "O An"bölümü gibi çektiğiniz fotoğrafların "O An" tadında objektifinizden yansımasını istiyor.


Yarışmanın konsepti "portfolyo" yarışması oluduğundan tema insan üzerine odaklı olmak durumunda siyah beyaz veya renkli en az 10 en çok 15 fotoğraf ile katılabiliyorsunuz.

Birinciye 15.000 Ytl ödülün verileceği ilk 10'a gireceklere'de 1000 ytl ödül verilecekmiş son katılım tarihi 30 Mayıs 2008 katılacak herekese başarılar dilemek düşüyor bana da daha detaylı bilgi için buradan ulaşabilirsiniz.

6 Şubat 2008 Çarşamba

Harç Ödemesi

Bugün benim için baya kötü bir gündü nasıl olmasın 688,5Ytl gibi bir meblağ cüzdanımdan uçup gitti.

Bahar yarıyılına ait harç ödemesi vardı ödedim kısmen kurtuldum gibi daha ders seçicem sonra onaylatıcam dekontları danışmana teslim edicem baya bürokratik işlemler beni bekliyor.



Bu parayla neler yapılmazdı aklımda geldikçe deliriyorum mesela ödemelerimi yapar borçlardan kurtulurdum veya fotoğraf makinem için yeni bir lens alırdım veya bir tatil organizasyonu planlardım hafta sonu için şimdilik aklıma gelen bunlar detaylı bir şekilde düşünüldüğünde bir sürü alternatif çıkar.

Kaykay

Cnbce "Back to the Future" Geleceğe Dönüş filminin fragmanı yayınlanırken aklıma çocukluğumda en çok istediğim ama bir türlü sahip olamadığım kaykay aklıma geldi galiba bu filmde görüp etkilenmiştim.

Günlerce hayalini kurmuştum ben bu kaykay olayının bir ara ailem ısrarlarıma ve zırlamalarıma dayanamayıp alacaklardı ama bir şekilde vazgeçmişlerdi.

Gerçi şimdi düşünüyorum da o kaykay alınmış olsaydı ben onu nerde kullanacaktım her yer delik deşik belediye çukurları doluydu.



Ama her ne olursa olsun insanın aklında bir şekilde anı olarak yer ediniyor.Kaykayımız olmadı ama başka oyunlarla oyuncaklarla kendimizi avuttuk mesela misket oynardık,kuka,mors,futbolcuların resimlerinin olduğu kağıtlarla oynardık sonradan bisiklet devreye girdi ama aklımda kaykay hevesi kaldı.

Google Sosyal Paylaşım Ortamı Arayüzü

Google'ın geçen günlerde duyurduğu "Social Graph API "sosyal ağ paylaşım ortamlarını indeksleyerek sistematik biçimde programlamış oluyor.

Facebook,blogger,flickr,twitter gibi bir çok sosyal paylaşım ortamlarının çok hızlı yükselişi ve bu yükselişin bir adım ötesi ise bu sosyal paylaşım ortamlarını tek bir çatı altında toplaması olayıdır.
Burada detaylı bir anlatımı mevcuttur.

Örneğin bir bloğunuz var ve flickr veya facebook gibi başka bir paylaşım ortamında farklı bir kullanıcı adına sahipsiniz bunları bir çatı altında toplamak çok kolay ve bu ortamların birbirleriyle uyumlu olmasını ekleyeceğiniz kodlar sayesinde google örümceklerine o paylaşım ortamlarının size ait oldugunu belirtmiş oluyorsunuz.

<-a href="http://www.flickr.com/people/birrr/">rel=”me”-> Fotoğrafların Dili

rel="me" kodunu ekleyerek flickr ortamındaki kullanıcının bana ait olduğunu google örümceklerine tanıtmış oluyorum.

Aynı şekilde bloğunuza rel=”friend” kodunu ekleyerek arkadaşlarınızı google örümceğine tanıtarak bir şekilde indeksletmiş oluyoruz.Kimlerin listesinde olduğunuza buradan bakabilirsiniz.
Google paylaşım ortamlarını bir adım ileri taşıyarak tek çatı altında indexlemesi ve bunları kullanıclara açık kaynak olarak paylaşması ilerki günlerde daha çok tartışılacağa benziyor.

5 Şubat 2008 Salı

Yeni Oyuncağım Twitter


Evet Twitter belasına bende bulaştım twitter nedir ne değildir ayrıntıya girmiyeceğim bir çok sitede ne olduğu anlatılmış kısaca 140 karaktere ne sığdırabiliyorsan onu yazıyorsun insan bloğuna canının kahve istediğini yazmak istemez işte burada twitter devreye giriyor.

İnteraktif olmanın bir üst seviyesi galiba bende bazen Türkçe bazen İngilizce yazıcam duruma göre ruh halime göre davranacağım.

Birde twitter'dan sonra şimdi de Twittervision sitesi kullanımda twitterdaki yazılarınızın google map üzerinde çıkması olayıdır kısaca başka versiyonu ise flickr daki fotoğraflarınızın googlemap üzerinde çıkması olayı flickrvision

4 Şubat 2008 Pazartesi

JoinRed

Microsoft Windows ile Dell firması Afrikada AIDS ile mücadele için ortaklaşa işbirliği ile JoinRed.com sitesinde çeşitli ürünleri satışa sunuyorlar.

AIDS ile savaşın rengi olan kırmızıyı ürünlerde ön planda tutarak satışta ürünü özelleştirmiş oluyorlar.



Almış olduğunuz ürünlerde 50$-80$ arasında bir bağışta bulunmuş oluyorsunuz.

Bu bağışlar uluslararası yardım kuruluşları sayesinde Afrikada AIDS ile mücadelede kullanılıyor.

3 Şubat 2008 Pazar

Anti-Virüs Programları

Bilgisayarınıza virüs falan girince antivirüs programlarınız onları engelleyebiliyor ama spy,trojan,solcan bunlar musallat olunca bilgisayarlar zombi bilgisayarlara dönüyor.Benim başıma gelen olay başka bir arkadaşımın başına gelmiş.

En iyi ihtimal ile bilgisayarınız aşırı şekilde yavaşlıyor en kötü olasılık ise kişisel bilgilerinizin bir başkasının eline geçme durumudur ve bilgisayarınıza bulaştıktan sonra spy-bot, anti-spy,spy-destroy gibi programlar işe yaramayabiliyor.

O zaman tek çare format atmak oluyor.İşte bunları engellemek için
bir kaç ücretsiz program download.com sitesinde en çok indirilen populer


Dünyada 250 milyondan fazla indirilen
1-Ad-Aware 2007 sonrasında sırayla

2-AVG Anti-Virus Free Edition

3-Spybot - Search & Destroy

4-Avira AntiVir PersonalEdition Classic

bilgisayarınızda anti-virüs programı ve trojan,spy,solcanların bulaşmaması için antispy programları bulunması gerekiyor.



2 Şubat 2008 Cumartesi

Arada Kalanlar

Gelen gideni aratıyorsa gönlün geçmişe uzanıyorsa yapacak birşey yok.

Tövbekar olursun geleceğe doyasıya yaşarsın geçmişten kalan yüreğindeki sevdaları.

Gitmek istesem de gidemem ileri arada kalmışlıktır benimkisi ne ötesi var ne berisi.

Ölü balık gibi donuk bakar yüreğim sevdalara,umutlara,heyecanlara...


İlhan İrem-Sensiz de Yaşanıyor (İşte Hayat)-1977



Anıları siyah beyaz gösterdiği için seyyaltanerfuns'a teşekkürler.

1 Şubat 2008 Cuma

Bütünlemeler

4-5 gündür bütünlemeye kalan sınavlarıma çalıştığımdan bloğuma yazı ekleyemedim.Girdiğim final sınavlarından kaldığımdan dolayı bikaç gündür baya yoğun bir şekilde sınav stress'i yaşadım.

Bütünleme sınavları final sınavlarındaki zorluğu hiç aratmadı.Galiba bir iki dersimden kaldım içimde öyle bir kötü his oluştu.Tekrar tekrar aynı konuları okumak,anlamak ,ezberlemek ve ondan sonra sınav'da süreyle yarışmak ve sınavdan başarıyla çıkmak çok zor.

Her hocanın sınav sistemi ve o sınavları yorumlama biçimleri farklı olduğundan dolayı elinden gelenin daha fazlasını yapmak zorundasın sırf geçer notu alabilmek için.

Okulda sınava çalışırken ilginç bir şey duydum alt sınıf öğrencilerinden alan dışı bir dersin hocası sınav için öğrencilerden "Öğrenci Belgesi" istiyor.

Öğrenci kimliğini kabul etmiyor yani koca kampüse kontrolden geçerek girmiş ve öğrenci kimliğine sahip bir öğrencinin bütünleme sınavlarında bir hocanın öğrenci belgesi istemesi bir komedi bu sınavın hafta sonu olması ve öğrenci işlerinde printer mürekkebinin bitmesi ile belge alamayan öğrencinin sınava girememesi ayrı bir komediyi oluşturuyor.

Şimdi burası Türkiye deyip geçebiliriz veya Elalem ay'a gider biz yaya gideriz gibi buna benzer bir sürü cümle kurabiliriz.Neyse ki bir bütünlemenin de sonuna gelmiş bulunduk .Bahar döneminde görüşmek dileğiyle...

Related Posts with Thumbnails
 
Go To Top